|
| Las Vegas'ta soyguna kalkışan matematikçiler Kumar denen şey az filme konu olmamıştır. İnsanoğlunun şansla aklın eşit düzeyde işbirliğiyle kolay ve çabuk kazanılan paraya ulaşması, elbette hep çekici bir konu olageldi. Kumar üzerine yazılan edebi yapıtlarla çekilen filmlerin bir dökümünü yapmak ilginç olurdu. Sinema tarihinin tümüyle kumara dayanan filmleri arasında ünlü Dostoyevski romanı Kumarbaz'ın çeşitli uyarlamaları, The Cincinnati Kid (Kumarbazlar Kralı), Five Card Stud (Kumar ve Ölüm), The Only Game in Town (Kumar ve Kadın), Kaleidoscope gibilerine son yıllarda Rounders (Tutku) ya da Ocean's Eleven ve Ocean's Twelve serisi gibi filmler katıldı. 21 ise gerçek bir olaydan yola çıkıp onu daha romantikleştiriyor. Karşımızda ünlü bir Amerikan üniversitesinin dâhi öğretmeni ve etrafına topladığı bir yetenekli gençler grubu var. Bunlar birer matematik dehası: Oyun boyunca çıkan kartları sayıp karmaşık bir işaret sistemi kuruyor ve malı götürüyorlar. Sınıfa yeni katılan Ben Campbell, hocanın hemen dikkatini çekiyor, takıma alınıyor. Ve de vurgun başlıyor. Ama genç adamın kontrol edemediği tutkusu, sonunda her şeyi allak bullak edecektir. Oyalayıcı ve eğlenceli bir film bu... Ama özellikle kumarı seven ve de sayılarla arası iyi olanlar daha çok keyif alabilir. Bu haliyle biraz fazla uzun gibi duruyor. Ve girişteki ilginçlik düzeyi ancak finalde yakalanabiliyor. Across the Universe adlı çok hoş (Beatles şarkılarına adanmış) müzikalle tanıdığımız John Sturgess göz dolduruyor. Kevin Spacey de elbette çok iyi. Meraklılarına... 21 ** Yönetmen: Robert Luketic Senaryo: Peter Steinfeld, Allan Loeb Görüntü: Russell Carpenter Oyuncular: Jim Sturgess, Kevin Spacey, Kate Bosworth, Aaron Yoo, Liza Lapira, Jacob Pitts, Laurence Fishburne. Warner Bros yapımı. ************************************** Üstün-insanlara adanmış komedi ZAZ ekibi sinema tarihinin artık tozlanan raflarında yer alalı çok oldu. Ondan bir kuşak öncesinin Mel Brooks'u da hayli hayli öyle. Ama yine de filmleri şimdi DVD formatında ilgi görüyor ve sinemanın popüler filmlerini/ serilerini/kahramanlarını alaya alan bu filmler hâlâ bizi güldürebiliyor. En Süper Kahraman da günün birinde öylesi bir mini kült-filme dönüşebilir mi? Vallahi her şey öylesine zevksizliğe boğulup gidiyor ki, olursa hiç şaşmam. Ama bugünden bakıldığında, bu filmin akıbetini iyi görmek ve herhangi bir sinemasal değer atfetmek imkansız gözüküyor. Ana kahramanı yeniyetme, mahçup ve abazan bir Amerikan genci olan film, onun, yani Rick Riker'ın kendisindeki gizli gücü keşfetmesiyle başlıyor. Ama Rick aynı zamanda öylesine sakar ki... Vaktiyle, daha küçük bir çocukken anababasını bir soyguncudan kurtarayım derken öte tarafa yollamayı başaran Rick'in beceriksizliği, eski ZAZ filmlerindeki tahribat şampiyonu Leslie Nielsen konuk oyuncu sıfatıyla perdede gözükünce bir temele oturuyor: Çünkü kahramanımız filmde Nielsen'in yeğenidir! Ee, ne de olsa genetik bir olay... Öksüz Rick, her şeye karşın gizli güçleri sayesinde bir tür Süperman/Örümcek Adam arası kahramana dönüşüyor. Ve şamata başlıyor. İyi de, bunca ünlü filmin belleklerimizdeki henüz taze sahnelerine ve kişilerine dayalı filmden geriye kalan çok şey değil. Anlamsız ve renksiz bir kötü adam, adeta ben geliyorum diye haber veren şakalar, görselliği çok tartışmalı buluşlar, az görülmüş bir bayağılık ve zevksizlikle birleşince, ortaya pek bir şeyler çıkmıyor. Özellikle ilk yarıda yer yer gülünüyor, ama sonrası parlak değil. Belki grup halinde gidip şamata yapmak isteyen gençler eğlenebilir. EN SÜPER KAHRAMAN * (Superhero Movie) Yönetim ve senaryo: Craig Mazin Görüntü: Thomas Ackerman Müzik: James L. Venable Oyuncular: Drake Bell, Sara Paxton, Leslie Nielsen, Kevin Hart, Marion Ross, Regina Hall, Christopher McDonald. Amerikan filmi. ************************************** Nerede bir zamanların baca gibi içen yıldızları! Günümüzde sigara içmenin git gide daha çok ülkede, daha ağır biçimde yasaklanması olayı, bana Hollywood'un parlak günlerini anımsattı. O zamanlar filmlerde sigara içmek neredeyse bir modernlik işareti, özellikle kadınlar için bir bağımsızlık manifestosu gibi kullanılırdı. Perdedeki dekor ne kadar çok dumana boğulur ve ortalık göz gözü görmez hale gelirse, sanki gerilim ve esrar da o denli artardı. Özellikle kara-film veya polisiye türü filmlerde... Hollywood yıldızları uzun yıllar boyu bol bol sigara, hatta kimi zaman pipo veya puro içtiler. Pipo örneğin, Sherlock Holmes gibi karakterlerin ayrılmaz işareti olurken, her türden filmde bol bol sigara tüttürüldü. En çok sigara içenlerin başında ünlü oyuncu, çifte Oscar'lı Bette Davis gelirdi. Davis'in filmlerinde bol sigara içmesi, aslında özel hayatındaki tiryakiliğinin bir devamıydı. Oyuncu sürekli ağzında sigarayla dolaşırdı. Yazar Rex Reed şöyle demişti: "Sanki sürekli kümülüs bulutları içinde yürür gibidir!". Bir başka yazar, Walter Kerr ise filmlerinde hemen her zaman 'Bir cümle arasında beş-altı kez sigarasından bir nefes çektiğini ve bunun ona çok yakıştığını' yazmıştı. Yazar aynı zamanda, bunun sanatçının konsantrasyonunu hiç bozmadığına şaştığını da belirtmişti. Davis, bunu kimi zaman en ünlü sahnelerinin aksesuarı haline getirmişti. Nitekim Now, Voyager (Aşk Yolcuları) filminin finalinde, partneri Paul Henreid iki sigara yakıp birini ona verir. Ve o filmin ünlü cümlesini söyler: "Sevgilim, gökteki yıldızlara sahibiz. Artık ayı istemesek de olur!" Greta Garbo'dan Katharine Hepburn'a, Joan Crawford'dan Lana Turner'e, Marlene Dietrich'den Myrna Loy'a tüm ünlü kadın yıldızlar, filmlerinde bol bol sigara içtiler. O yıllarda sigara üretim şirketlerinin Hollywood yıldızlarına borcu, ödense de asla bitmez. Erkek yıldızlar da geri kalmadılar: Sigarasız bir Humphrey Bogart, Alan Ladd, Edward G. Robinson veya Clark Gable düşünülebilir mi? Fransızlar da bu modaya katıldılar. Özellikle Jean Gabin sigara içmediğinde puro içmeyi hiç ihmal etmedi. Sonraki yıllarda Yves Montand, Alain Delon, Jean-Paul Belmondo da bu geleneği sürdürdüler. Ve moda bize de sıçradı. Örneğin Çolpan İlhan 1959 yılının ünlü Zümrüt filminde, 'kumara ve eğlenceye düşkün isterik ruhlu Feride'yi canlandırırken' (Agah Özgüç, Türk Filmleri Sözlüğü), karşılaştığı her erkeğin sigara önerisine "Yak da ver!" yanıtını veren bir kadın kimliği yarattı. Sanatçıyla yıllar sonra yaptığım bir söyleşide, Çolpan bu deyişin o dönemde ne kadar popüler olduğunu, başta bindiği taksilerin şoförleri olmak üzere çok kişinin ona şaka yollu "Abla, yakıp da vereyim mi?" diye takıldığını anlatmıştı. İşte böyle. Nereden nereye! Artık toplumlarda uyanan tepkiye koşut olarak, belki beyazperde de sigaraya kapanacak. Ve filmlerde eskisi gibi fosur fosur tüttüren kişiliklere ve meydan okur gibi sigara içen oyunculara rastlamak bir hayal olacak. ************************************ Ventura Pons İstanbul'da İstanbul festivalinin bize tanıttığı sinemacılar arasında en sevilenlerden biri olan İspanyol yönetmeni Ventura Pons, hem filmleriyle, hem de bizzat aramızda olacak. Sanatçının tüm filmleri, Cervantes Enstitüsü ve Tepebaşı Pera Müzesi'nin ortak girişimiyle, 5-15 Haziran arasında Pera Müzesi Oditoryumu'nda gösterilecek: Anita Treni Kaçırdı, Aşkın Gıdası, Her Şeyin Aslı, Ölmek ya da Ölmemek ve son filmi olan Barcelona. Gösterideki filmler Türkçe altyazılı ve girişler ücretsiz. Pons ayrıca 14 Haziran Cumartesi günü, Barcelona'nın gösteriminden hemen sonra, saat 16.00'da hayranlarıyla buluşacak ve söyleşecek. ************************************* Sinefiller için... Hazırlayan: Kaya GENÇ * Bu hafta özellikle de geçen haftaya oranla oldukça vasat filmler gösterime giriyor. Biri sihirbazlık ve seanslarla, diğeri kumarla insanları kandırmak üzerine iki film ve 'Bugüne kadar çekilmiş süper kahraman filmleriyle alay ediyorum,' diyerek bizi sinemaya gitmek için kandırmaya çalışan bir üçüncüsü... Animasyon filmi Aslan Kral'ın Oğlu ise elbette başka bir konu... * Kumar meraklılarının çok seveceği 21'in baş karakteri bir MIT (Massachussetts Institute of Technology) öğrencisi. Ancak bu önemli eğitim kurumu, kampuslerinde kimsenin film çekmesine izin vermiyor. Bu yüzden de çekimler Boston Üniversitesi'nde gerçekleştirilmiş. Bu üniversitenin öğrencileri de 21'de kendilerine figüran olarak yer bulmuş. * 1865 yılında kapılarını öğrenme isteğiyle yanıp tutuşan Amerikan gençlerine açan Massachussetts (Masaşusets okunur) Institute of Technology, ABD'nin gittikçe sanayileşen bir ülkeye dönüştüğü bir dönemde açılmıştı. İkinci Dünya Savaşı esnasında MIT'deki öğretim üyeleri, ittifak kuvvetlerinin savunma teknolojileri üzerinde çalıştı; bilgisayar ve radar sistemleri için vazgeçilmez hale gelecek bu teknolojiler MIT'ye ün getirdi. * Nobel ödüllü 72 profesörü bulunan MIT'nin mezunları arasında ise eski BM başkanı Kofi Annan, Ahmet Çelebi, İsrail eski başbakanı Benyamin Netanyahu ve Britanya Dışişleri Bakanı David Milliband gibi isimler var. * San Francisco Chronicle'dan Ty Burr, Süper Kahraman filmini şöyle anlatıyor: "Bu filmin hedef kitlesinin tam olarak 13 yaşındakiler olduğunu nasıl mı anlıyoruz? Şöyle ki, filmdeki şakaların çoğu internetle alakalı. Facebook, MySpace, YouTube ve Apple'ın oyuncaklarıyla ilgili şakaların başrolde olduğu filmde 'artık ilk beşimde değilsin' gibi espriler 20 yaş ve altı seyircileri kıkırdatacak, daha büyükler ise 'neler oluyor' havasına girecek. Bu karşımızdaki bugüne dek çekilmiş ilk iKomedi." HAFTANIN DİĞER FİLMLERİNDEN... * Öldüren Cazibe hakkında Variety yazarı Dennis Harvey diyor ki: "Geçtiğimiz yıl The Illusionist ve The Prestige filmleri el çabukluğu üzerine kurulu, kostümlü ve numaralarla dolu gerilimlere ilgi duyan bir seyirci kitlesi olduğunu ortaya çıkardı. Öldüren Cazibe bu kitleye sesleniyor, ancak burada o filmlerdeki intikam teması yok. Onun yerine romantizm var; fakat bir yemek gibi düşünürsek, filmin bu yönünün iyi pişirilmemiş." ******************************** Haftanın yıldız tablosu CHIKO * * * SEX AND THE CITY * * * INDIANA JONES VE KRİSTAL KAFATASI KRALLIĞI * * * BENİ ORADA ARAMA * * * YETİMHANE * * ÜÇ HAYDUT * *
|
User21
- Yalanlar Üstüne / Body of Lies
- Aramızda Casus Var / Burn After Reading
- Kıyamet / Apocalypse Now
- Cem Yılmaz yaptı yapacağını
- Yine suç ve cinayetin kirli dünyası...
- Rec: Ölüm Çığlığı
- Sinepark ödülleri sahiplerini buldu
- Nekrüt
- 'Hulk'ız biz, yeniden doğarız filmlerde
- Kadınlar Hakkında Her Şey / The Women
|
Ve Yusuf ve annesi ve güğümler... |
| Uğur Vardan - Radikal | |
|
Dâhiyane bir film üzerine eskiz |
| Atilla Dorsay - Sabah | |
|
Haddi aşan bir sözcük için, 'muhafazakâr sinemacılar'dan özürümdür… |
| Ali Murat Güven - Yeni Şafak | |
|
Süt'’ü kana kana izleyin |
| Serdar Akbıyık - Star | |
|
Çağımızın bir kahramanı |
| Cüneyt Cebenoyan - Birgün | |




