Cuma, 21 Kasım 2008
 
Hayatımıza gelip dalan hayalet PDF Yazdır ePosta
Atilla Dorsay - Sabah tarafından yazıldı   

Japon/Kore usulü korku sineması, son yıllarda, aslında yorulmuş bu türe yeni bir soluk getirdi. Gerçi bu filmlerin de kendilerine özgü kimi tikleri, değişmez ve şimdiden eskimeye başlayan saplantıları yok değil. O toplumlara özgü bir iletişimsizliğe dayanmaları, internet, cep telefonu, TV, video gibi teknolojik araçları bolca kullanmaları, küçük kızlara olan düşkünlükleri (ahlâki anlamda değil!), vs. gibi.

Ama, ne demişler, kimse kusursuz olmaz! Bu türün son örneği, eski bir filmi alıp Amerikan sosuyla bize aktarıyor. Ama ilkini görmediğimiz için (sanırım bizde oynamadı) yepyeni bir film gibi görülebilir. O zaman da hayli şaşırtıcı ve doyurucu olduğu söylenebilir. Yeni evlenen Amerikalı bir çift, moda fotoğrafçısı olan erkeğin işi nedeniyle Tokyo'ya gelir. Orada bir gece vakti arabayla gezinirken, kadın ıssız bir yolda bir genç kıza çarpar. Ama sonra çevrede ölü veya yaralı bulunmaz. Ancak o genç kadın sürekli ikisinin de düşlerine girmeye başlar. Film, kimi ucuzluklar içermiyor değil. Örneğin o hiç sevmediğim huy: Aslında hiç ürkünç olmayan sıradan bir sahneyi, adeta sıçrayan bir müzikle işitsel yoldan şok haline getirme çabası... Ama yine de gerilimi sürekli ayakta tutuyor, korkuyu besliyor. En önemlisi de, hikâyenin sağlam biçimde kurulmuş olması sayesinde hiçbir şey boşlukta kalmıyor ve gerilimli öykü moral (ahlâki) bir mesajla da destekleniyor. Önemli olmasa da kendisini rahatlıkla izleten ve belli bir doygunluk duygusu veren bir film. Türün meraklılarının bununla yeterince mutlu olmaları çok olası.

RESİMDEKİ HAYALET * * *
(Shutter)
Yönetmen: Masayuki Ochiai Senaryo: Luke Dawson Görüntü: Katsumi Yanagishima Müzik: Nathan Barr Oyuncular: Joshua Jackson, Rachael Taylor, Megumi Okina, David Denman, John Hensley/ Fox yapımı.

 

******************

Amerikan Rüyası'nın yanıbaşında

Çok özetle, Amerikan tarzı bağımsız film kılığı altında sunulan koyu bir aile dramı. Ama gerek hikâyesinin iç buruculuğu, gerekse o bağımsız tavırdan ciddi izler, yine de filmin hayli etkileyici olmasına yardımcı oluyor. Amerikan rüyası denen şeyin yanı başında yaşanan dramların, kırık hayatların, un ufak edilen ilişkilerin ve başarılamayan amaçların öyküsü bu... Ve de en soylu anlamında bir yol filmi. Genç, güzel ve başına buyruk bir kadın, erkek arkadaşının tutuklanmasıyla birlikte evini de kaybediyor. Ve 12 yaşındaki küçük kızıyla başbaşa kalıyor. Aklına gelen tek şey, tek başına yaşayan ağabeyine gitmek oluyor. Kendisi de hayatını kuramamış genç adam, iyi yürekli ama silik ve ezik bir kişilik. Kardeşi ve yeğenine sahip çıkmaya çalışıyor, ama genç kadının çekip gitmesi ve işini de kaybetmesi onu çaresiz bırakıyor. Tek yapabildiği, uzun bir yolculuğa çıkıp yıllardır görmediği babasına gitmek, bir anlamda yuvaya dönmektir. Ama bu da yeni bir faciaya yol açacaktır. Film, hassas bir yürekle yazılmış, iyi oynanmış ve denetimli bir duygusallıkla yönetilmiş. Yönetmenin ilk filmini çeken bir özel efekt uzmanı olması son derece şaşırtıcı: Çünkü filmde özel efektin e'si bile yok! Herhalde Charlize Theron'un, Oscar aldığı Canavar'dan sonra, bu tür iddiasız projelere sahip çıkma eğilimi artmış olmalı. Çünkü bu filmi de o finanse etmiş ve kendisine küçük bir rol ayırmış. Ama ne rol!... Başrollerde sayılabilecek olan Nick Stahl ve küçük AnnaSophia Robb da çok başarılı. Dennis Hopper ve Woody Harrelson ise, sinemada gerçekten de büyük rol/ küçük rol diye bir ayrımın olmadığını bir kez daha yüzümüze haykırıyorlar. Hele Dennis Hopper, ustası olduğu bir kompozisyonda, yani sapına kadar kötü adamda yine kendini aşıyor ve zirveye çıkıyor. Bir nebze abartıyla birlikte de olsa!...

UYURGEZER * * *
(Sleepwalking)
Yönetmen: Bill William Maher Senaryo: Zac Stanford Görüntü: Juan Ruiz Anchia Müzik: Christopher Young Oyuncular: Nick Stahl, AnnaSophia Robb, Charlize Theron, Dennis Hopper, Woody Harrelson, Milan Aveyard/ Amerikan filmi.

************************

Eve gelen ölümcül yabancılar

Aslında film iyi başlıyor. Hele bir trafik lambasının kırmızıdan yeşile dönüştüğünü, lambaları değil ama arabadaki çiftin yüzünü göstererek veren bir yönetmene hemen ilgi duyuyorsunuz. Ne yazık ki devamı öyle gelmiyor. Ve kırdaki lüks bir eve gelen gizemli bir grubun cinayetler işlemeye başlaması, kısa zamanda alabildiğine monotonlaşıyor. Bu tema, her yıl benzer türden binlerce cinayetin işlendiği ABD için hep geçerli olabilir. Ayrıca dünyanın her yanında, belli bir zenginliği temsil eden evlerde yaşayan aileler için böyle bir korku hep vardır. Sinefiller, bu tür bir olayı 'burjuva korkusu' diye adlandırıp, aynı isimle çevirdiği iki filmle de (Funny Games) anlatan Michael Haneke'yi hatırlayıp, artık bu konuda yeni olarak ne söylenebilir diye sorabilirler. Evet, tüm bu korkular gerçekleşiyor. Ve gerçek bir olaydan alındığı söylenen film, hiçbir yenilik getirmiyor. Sonunda olayın bir grup mistik tarikatçı tarafından yapıldığı ve üstelik bunun süregideceği iması ise, akla bu tür olayların en bilinenini, 1969 yılında, aralarında Roman Polanski'nin eşi ünlü yıldız Sharon Tate'in de bulunduğu bir grup insanı öldüren manyak Charles Manson çetesi olayını getiriyor. Ama tüm bu referansların ve hatırlamaların filme hiçbir faydası da dokunmuyor.

ZİYARETÇİLER *
(The Strangers)
Yönetim ve senaryo: Bryan Bertino Görüntü: Peter Sova Müzik: Tomandandy Oyuncular: Liv Tyler, Scott Speedman, Glenn Howerton, Alex Fisher/ Amerikan filmi.

************************

Kadınlar arası dayanışma öyküsü

Çok tipik Amerikan tarzı bir yol filmi. Öte yandan, yine en çok Amerikalıların yapmayı becerdiği bir şeyi yapıyor: Eski oyunculara altından roller ikram ederek, onları 'Altın Kızlar' haline getirerek, başta eski kuşaklar olmak üzere, farklı kuşakları aynı keyifte buluşturmayı deniyor. Ve çoğu zaman olduğu gibi, başarıyor. Kahramanlarımız bu kez Utah'tan üç kadın. Arvilla, yeni ölen kocasının küllerini vasiyeti gereği doğaya serpmeye hazırlanırken, onları eski karısının yanıbaşına gömmeyi tasarlayan üvey kızının tepkisiyle karşılaşıyor. Eğer külleri gömülmek üzere vermezse, 20 yılını merhum eşiyle geçirdiği evi de kaybedecektir. Bu zor durumda destek, eski arkadaşlarından geliyor. Mormon tarikatından olan, ancak mezhebin tüm yasaklarını en hoppa biçimde çiğneyen şişman ve delişmen Margene ve ince, çıtkırıldım ve kuralcı Carol, onun yanıbaşında yer alıyorlar. Ve Pontiac'ın Bonneville serisinden yıllanmış bir açık arabaya doluşarak, Batı'ya, cenaze yerine doğru bir yolculuğa çıkıyorlar. Film, çekiciliğini bir yandan Las Vegas, Salt Flats tuz gölü gibi aslında bildik, ama hâlâ çekici mekanlarından, öte yandan üç kadının farklı kişiliklerinden alıyor. Üç ünlü oyuncu, biri duygusal kadın, öbürü her daim neşeli kadın, bir diğeri kibar kadın tablosunda, beklendiği üzere çok iyiler. Ve bu tarz tüm filmlerde olduğu gibi, bize yaş üzerine, yaşlılık üzerine sorular sorma fırsatını getiriyorlar. Sahi, bu yaşlılık nasıl bir şeydir? Yıllarca beğenerek, âşık olarak izlediğimiz o güzel yüzleri zaman nasıl böyle acımasızca değiştirir, biçimleriyle oynar, anlamlarını zalimlikten korkunçluğa değişen bir yelpaze üzerinde böylesine dönüştürür? Ama yine tüm gerçek oyuncularda, bir zamanlar Ingrid Bergman, Bette Davis veya Joan Crawford'da da olduğu gibi, üç oyuncumuz da bu acıklı oyundan yüzlerinin akıyla çıkıyorlar. Çünkü yaşlanmak çok şeyi değiştirir, ama anlamları da derinleştirir. Zamanın acımasız heykeltıraşlığıyla, tazelik kaybolur, ama güç artar ve ifade zenginleşir. Yine de film çok başarılı değil. Thelma ve Louise gibi klasik bir örnekten The Banger Sisters (Çılgın Kızlar) veya Calendar Girls (Takvim Kızları) gibi çağdaş örneklere dek, anılarımızdaki birçok film kadar etkili ya da komik değil. İyi başlıyor, ama sonra senaryo aksıyor, tempo düşüyor. Belki rahatça izleniyor, ama çabucak da unutulacak.

BONNEVILLE * *
Yönetmen: Christopher N. Rowley Senaryo: Daniel D. Davis Görüntü: Jeffrey L. Kimball Müzik: Jeff Cardoni Oyuncular: Jessica Lange, Kathy Bates, Joan Allen, Tom Skerritt, Christine Baranski/ Amerikan filmi.

***************************

En yeni filmler yakında DVD'de

Artık filmlerin DVD olarak çıkması olayı, bizde de Batı'daki hızına erişmek üzere. Kanal D Video, bazıları hâlâ sinemalarda olan bir avuç filmi sonhbaharda DVD olarak çıkaracağını açıkladı. Habere göre, Hulk, Sex and the City, Mamma Mia!, Wanted ve Mumya: Ejder İmparatorunun Mezarı filmleri yakında vitrinlerde olacak.

***************************

Haftanın yıldız tablosu

KIYAMET * * * *
KARA ŞÖVALYE * * *
KUNG FU PANDA * * *
BEN X * *
HANCOCK * *

 

User21