Çarşamba, 19 Kasım 2008
 
Bakanlık destek vermiyor, yabancılar peşinden koşuyor! PDF Yazdır ePosta
Hakan Hastaoğlu tarafından yazıldı   
Tatil Kitabı'nın yönetmeni Seyfi Teoman, İstanbul Film Festivali'nde kendilerine ödül vererek ironi yaratan Kültür Bakanlığı'na seslendi: Sinema Destekleme Kurulu'nun işleyişi ve objektifliğine dair şaibe var! Herkes şikayetçi!..
Küçük bir çocuğun, yaz tatilinde başından geçen acı-tatlı olayları anlatan 'Tatil Kitabı', cuma günü gösterime girdi. Filmde izleyici, Ali (Tayfun Günay) adında küçük bir çocuğun hayatla kavgasına tanık oluyor, onunla ağlayıp onunla gülüyor. Kültür Bakanlığı Destekleme Kurulu tarafından yapım aşaması, yapım sırası ve sonrasında üç kez reddedilen ancak İstanbul Film Festivali'nde Kültür Bakanlığı 'En İyi Film Ödülü'yle birlikte yurtdışında altı ödül kazanan 'Tatil Kitabı'nın 'mütevazı' yönetmeni Seyfi Teoman anlattı.

* 'Tatil Kitabı' filminizi Kültür Bakanlığı desteklemedi. Ama sonrasında bakanlığın verdiği ödülü kazandınız. Bu nasıl bir duygu?
Şimdi Kültür Bakanlığı'nın iki destek boyutu var. Birincisi belli bir başarıya ulaştıktan sonra filmin promosyonuyla ilgili şeyler maddi yardımlar. Bu konuda bize yardımcı oldular. Ama Kültür Bakanlığı dediğimiz zaman Sinema Destekleme Kurulu diye bir kurul var. Bu kurul, sinemanın yapım sürecini destekliyor ve belli kararlar veriyor. İşte o kurul, gerek benim gerekse Bulut Film'in şu ana kadar yaptığı bütün başvuruları reddetti. Sadece kişisel olarak ben yedi kere reddedildim. 'Tatil Kitabı' hem senaryo, hem yapım, hem de yapım sonrası aşamasında üç kere reddedildi. Sonra Kültür Bakanlığı bize 'En İyi Film' ödülü verdi. Şimdi 'Bizim Büyük Çaresizliğimiz' diye Barış Bıçakçı'ya ait bir roman var. Onu sinemaya aktaracağım. Onu da hem senaryoda hem de yapım destekte reddettiler. İlginç olanı 'Bizim Büyük Çaresizliğimiz' şimdiden yurtdışında üç yerden destek aldı.

ORTADA BİR SORUN VAR
* Kızgın mısınız?

Hayır ama orada bir sorun var. Sadece ben değil! Kültür Bakanlığı Sinema Destekleme Kurulu'nun işleyişine ve objektifliğine dair bir şüphe var. Bunu herkes dile getiriyor. En son Barış Pirhasan'ın projesi üç kere üst üste reddedilmiş. Onun da sert bir açıklamasını gördüm geçenlerde... Böyle bir şaibe hep devam ediyor. Herhalde kurulun işleyişinde ve yapısında bir sorun var. Ama ben ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum bu konuda... Ben tanınmıyorsam, uluslararası başarı kriterse, o dönem reddedilmemi anlayabilirim. Ama şimdi yeni projemin neden reddedildiğini anlamıyorum.

* Peki altı ödüllü filminiz başka hangi festivallere gidecek?
Şu anda görünen çok fazla davet var. Ama kısa vadede, yani ekim ve kasım ayında 13 festivale gidecekmişiz gibi görünüyor. Ondan sonra da devamı var. Tahmin ediyorum; gelecek sene 2009 yılının sonuna kadar sürecek. Ekim ayında özellikle aynı anda üç festivalde birden gösterilecek. En kısa vadede Rio, Oslo, Varşova, Bangkok, Tayvan ve Tokyo'daki festivallere gideceğiz.

İZLEYİCİMİZ İYİ OLACAK!
* Türkiye'de yurtdışında ödül alan popüler olmayan filmler gişede iyi başarı yapamıyor. Bundan korkuyor musunuz?

Türkiye'de sanatsal kaygısı yüksek filmlere belki halkın bir ilgisi olmuyor ama basının ve sinema sektörünün bir ilgisi oluyor ve filmler hakkında konuşuluyor. Bu da önemli bir şey. Yani film ondan keyif alacak insanlara zaten ulaşıyor. Vizyonda olmasa, DVD ile ulaşıyor. Olmadı festivallerde izleniyor. Ben bunun normal olduğunu ve böyle olacağını düşünüyorum. İzlemesi zor filmlerin seyircisinin az olmasını sorun olarak görmüyorum. Ama 'Tatil Kitabı'nın iyi seyircisi olacağı konusundan da umutluyum.

* Peki kendi sinemanızı yapabilmek için ne istiyorsunuz?
Kendi filmlerimi yapabilmek için elime fırsat geçmesini, imkanlarımın olmasını istiyorum. Böyle bir destekleme şekli varsa, onun hakkaniyetle dağılmasını ve ben de onu hakkani bir şekilde alamazsam, 'almamış' olmayı istiyorum. Ben teşviğimi seyircinin ilgisiyle zaten aldım. Maddi olarak da yolunu bulursam devam edeceğim.

OTOBİYOGRAFİK BİR ÇALIŞMA
* Peki ödüllü filminiz 'Tatil Kitabı'nın çekim süreci nasıldı?

Ben, filmde geçen çocukla ilgili bölümü kısa film olarak yazmıştım. Bir de kafamda kasap hikayesi vardı. O ikisini birleştirince ortaya böyle bir film çıktı. Sonra da proje Rotterdam Film Festivali'nden senaryo destek aldı. Ondan sonra da yapımcılar, filmi çekmek için teklifte bulundu ve yaptık.

* Film o kadar sıcak ki, Silifke'de kendi başınızdan geçen bir hikayeyi anlatıyor gibisiniz. Küçüklüğünüzde yaşadığınız bir şeyden mi etkilendiniz?
Sonuçta çocukla ilgili bölümler biraz otobiyografik oldu. Ama çocuğun başından geçen sakız hikayesi tamamen Barış Bıçakçı'nın bir öyküsünden uyarlandı. Onun dışında tabii ki; bu filmi yaparken deneyimlerime de dayandım.

* Filmdeki oyuncu seçimlerine karar verirken, nelere dikkat ettiniz? Küçük oyuncu Tayfun Günay, kaç kişi arasından seçildi?
Çocuk tamamen Silifkeli, hatta İstanbul'a hiç gelmemiş. Bir casting çalışması yaptık ve o yaş grubundaki tüm çocuklarla görüştük neredeyse... Tayfun, bin çocuğun arasından seçildi. Çok şanslıyız, çünkü onun gibi bir çocuğu bulamaya da bilirdik. Eğer bu çocuğu İstanbul'daki yaşıtları arasından seçseydik yetişkin gibi oynayıp, rol yapabilirdi. Ama bu durum riskli bir şey olurdu. Çocuk rol yaptığının çok farkında olursa, büyümüş de küçülmüş gibi oluyor. Nasıl hayvanları insanlaştırıp sunmak bir sorunsa, çocuğu da yetişkin gibi sunmak ahlaki bir sorun.

* Peki ya diğer oyuncular nasıl seçildi?
Taner (Birsel) Ağabey, dışındaki diğer oyuncuları da o bölgeden seçmemizin nedeni yeni yüzler bulmaktı. Tarsus, Adana, Mersin ve oradaki Şehir Tiyatroları, bölge tiyatroları, amatör tiyatrolarda da casting çalışmaları yaptık. Oradan da Ayten Hanım, plajdaki kadın, çıraklardan birini seçtik. Taner Ağabey'le zaten tanışıyoruz. Onun kadroda bulunması oyuncu skalası açısından da iyi oldu. Tecrübeli bir oyuncunun olması, diğer oyunculara da katkı sağladı.




'Tatil Kitabı' hangi ödülleri aldı?

* İstanbul Film Festivali FIBRESCI Ödülü.
* İstanbul Film Festivali Kültür Bakanlığı 'En İyi Film' Ödülü.
* Slovekya'da düzenlenen ART Film Festivali'nde 'Mavi Melek' Ödülü.
* İtalya'da düzenlenen Taormina Uluslararası Film Festivali'nde 'Jüri Özel Ödülü'.
* Sırbistan'da düzenlenen Palic Film Festivali'nde 'Eleştirmenler Birliği Jürisi Özel Ödülü'.
* Kanada'da düzenlenen Montreal Film Festivali 'İlk Filmler Yarışması'nda Bronz Zenith Ödülü.


Nuri Bilge Ceylan'a benzetilmek gurur verir!
* Çekim kalitenizi Nuri Bilge Ceylan'a benzettim. Görsel bir tarzınız var. Bunu size söyleyenler oldu mu, etkilenme söz konusu mu?
Yurtdışında yaptıkları değerlendirmelerde bazen eleştirmenler ondan bahsediyor. Türk Sineması'nı bilmedikleri, sinemayı bir tek Nuri Bilge Ceylan'la tanıdıkları için bir şeye benzetme ihtiyacı duyunca akıllarına o geliyor. Bundan da gocunmuyorum, gurur duyuyorum. İnsanlar aynı ortamlarda yaşayıp, aynı filmleri izleyince etkileniyor. Ama direkt bir öykünme yok! Ancak şöyle bir durum da var; müziği az kullanıyor, uzun planlar, az konuşma, görselliğe ağırlık veriyor. Bu sadece bana değil, belli bir kuşağa da ilham veriyor. Tabii ki çok güçlü bir isim, onu gözardı etmek mümkün değil!


Oyuncu kadrosunun amatör olması beni endişelendirdi!
* ROL NASIL TEKLİF EDİLDİ?
Seyfi (Teoman) bana senaryoyu verdiğinde hemen okudum. Benim için projeye girmek için iki kriter var. Birisi yönetmenin kimliği, diğeri de senaryoyu okuduğum zamanki etkileyiciliği... Filmin yapımcıları Yamaç Okur'u ve Nadir Öperli'yi de tanırım. Onlarla iyi bir iş yapmanın önemli olacağını düşünerek projeye 'evet' dedim. Oyuncu kadrosunun amatör, yarı-profesyonel olması ise beni ilk anda endişeye sürükledi. Ama sonradan bunun benim değil, daha çok yönetmenin problemi olacağını düşündüm. İlk başta küçük bir sarsıntı geçiriyorsunuz. Ama sonradan bunun iyi bir deneyim olduğunu düşünüyorsunuz.

* KASAP ROLÜ NASIL DOĞDU?
Hasan karakteri benim ilk gençlik yıllarımı taşrada geçirmiş olmam nedeniyle çok tanış olduğum bir karakter. Başından başarısız bir evlilik geçmiş, okulunu bitirememiş, iş tutamamış babasının mesleği olan kasaplığa dönmüş bir adam. Bir anlamda da geçmişteki hatalarını temize çekme çabasıyla yeğenlerine yöneliyor. Yeğenlerinin de kendisine öyle bir ilgisi var. Onu rol model olarak alıyorlar. Amcaları onların hayatını yönlendiren bir adamken, başlarından geçen bir ölümün ardından rolü değişiyor. Bu anlamda da kaygan bir karakter. Dikiş tutturamıyor diyelim.

* YENİ PROJELERİ NELER?
Yaşamımı İstanbul dışında oluşturmaya çalıştım. Bunu da başardım; Bodrum'da yaşıyorum. Oyunculuk yaptığım için bir ayağım da İstanbul'da. Beni buraya asıl bağlayan Devlet Tiyatroları'ndaki görevimdi. 2009 Şubat'ında inşallah o görevimden ayrılıyorum. Onun dışında reklam seslendirmesi yapmaya devam ediyorum. Beni bir parça güçlü kılan ve her projeye 'evet' dememi sağlayan reklam seslendirmeleri. Onun dışında TV dizilerinden uzak duruyorum, neredeyse hiç yapmıyorum diyebilirim. Bitmeyen dizi çekimlerinin içinde olma ihtimalim yok benim! Bitmeyen koperatif taksiti gibi, öde öde bitmiyor. O bakımdan benim tabiyatıma en uygun şey sinema... Prensip olarak her yıl bir film yapma niyetindeydim, ki bu sene benim için çok verimli oldu. Üç film yaptım. Biri 'Tatil Kitabı', Ümit Ünal'la 'Gölgesizler', en son da Tolga Örnek'le 'Devrim Arabaları'.

ASLI ÖRNEK - SABAH GÜNAYDIN
 

Yazarın diğer yazıları :

User21