Perşembe, 24 Temmuz 2008
 
Bütün bu iyi gelişmeler, kıyametin habercisi olmalı... PDF Yazdır ePosta

Son iki haftadır gayet şaşkın bir durumdayım.

“Güzel haber”i, bundan bir kaç hafta önce yine bu sütunlarda sizlerle paylaşmıştım. Ülkemizde, medya dünyasına uzman gazeteci ve televizyoncu yetiştirme misyonuyla hizmete giren orta düzeyli ilk meslek okulu konumundaki Burç Koleji Anadolu İletişim Meslek Lisesi, dört bini aşkın öğrencisi ve öğretmeninin oylarıyla beni “2007 yılının en başarılı sinema yazarı” seçmiş.

Anılan okul, medyanın değişik alanlarında hizmet verenlere yönelik bu ödülleri -son beş yıldır- kurum çapında düzenlenen bir oylamayla belirleyip, sonra da geniş katılımlı bir törenle sahiplerine sunmaktaymış. Benim ise artık iyice gelenekselleşen bu organizasyondan -o da ancak kendi ödülüm nedeniyle- henüz iki hafta öncesinde haberim olabildi. Geçtiğimiz günlerde de hazırlık komitesinde yer alan sempatik bir öğrenci grubu, başlarında değerli öğretmenleri Fatma Karakuş olduğu hâlde gazetemize gelerek, ödül törenindeki video gösterisi için kendilerine gereken fotoğraf ve film çekimlerini gerçekleştirdiler.

Haberi ilk duyduğumda “Allah'ım, neler oluyor!” dedim kendi kendime... Solcu değilim, solculuktan dönme İslâmcı değilim, homo değilim, sabetaycı değilim, gayrımüslim değilim, partizan değilim, hattâ partili bile değilim. Elhamdüllillah, 2002'den beri yolum Ankara'ya hiç düşmedi. Rabbim bundan sonra da düşürmesin!

Eh, zenginlik deseniz, İslâmcılar dünyasındaki o sıkı kast sistemini destekleyip besleyebilecek güce sahip kodaman bir İslâmcı da değilim. Aksine, hayatımı tipik bir orta sınıf mensubu olarak, alabildiğine hassas dengeler eşliğinde sürdürüyorum.

Velhasıl, hiç bir siyasal-sosyal çevrenin kendisine tam olarak yakın görmediği ve bu yüzden de alttan alta gıcık kaptığı yapayalnız bir “mümin” konumundayım. O yüzdendir ki kendi çöplüğümde bile Bulgar bozuk parası kadar kıymetim yok.

“Yoldaşım” deyip her fırsatta yazılarıma konu ve konuk ettiğim dindar sinemacı dostlarımdan yazılarında yıllarca tek kelimelik bir selam, iki cümlelik bir destek mesajı gelmez.

İnsan olarak hak ettikleri sosyal pozisyonları kazanabilmeleri ve kişisel özgürlüklerini diledikleri gibi yaşayabilmeleri adına gençliğimizin en güzel yıllarını meydanlarda polis copu altında tükettiğimiz bir sürü başörtülü meslektaşım -kendilerine gündelik hayatta hoş gelecek türden maymunluklar yapmayı pek bilmediğim için olsa gerek- şahsıma alttan alta uyuz olurlar; iş ortamlarında karşılaştıklarında da selam falan vermezler.

Bu ülkenin kültür ve sanat arenasında sesleri daha gür çıksın diye ömür boyu bir taraflarımı yırttığım bir sürü dindar genç adam, “Ya ağabey, aslında iyisin hoşsun ama, şu top sakalın yüzünden biz senin ajan olduğunu, iki taraflı oynadığını düşünüyoruz” şeklinde kuşkucu mesajlar gönderip dururlar. Henüz içlerinden bir teki bile Kâbe'nin çevresinde tavaf yapan dünya Müslümanlarının fiziksel-görsel çeşitliliğine tanık olmadığı için, ben de bu türden örtülü hakaret cümlelerini her seferinde sessizce sineye çekerim. Onlar için doğru olan tek sakal bırakma biçimi “dedelerinin sakalı”dır çünkü...

İş ortamından özel hayatına uzanan kesintisiz bir çizgi üzerinde, böylesine acıklı bir aidiyetsizliğin anaforunda “hayat küveti”nin deliğine doğru yavaş yavaş inen bir adamım işte...

Hâl böyleyken, birilerinin sinema alanındaki çabalarımı fark edip şahsıma ödül vermeye kalkışması şaşırttı doğal olarak. Zahiren “en yakınımda bulunanlar”ın dahi haset, kıskançlık ve nefretten çatır çatır çatlama noktasına geldikleri bir dönemde bu ödül hiç de hayra alamet değil doğrusu...

Söz konusu olayın şaşkınlığını henüz üzerimden atamamışken, pek yakında bir başka sivil toplum örgütünün de benzer türden bir ödül vereceği yönünde haberler geldi kulağıma; bu sefer iyice allak bullak oldum.

Hele bir de bazı sinemacı dostlarım arayıp, internetin gözde sinema sitelerinden www.tersninja.com'daki “En sevilen sinema yazarı” anketinde önde gittiğimi söyleyince tansiyonum öyle bir düştü ki ev ahalisi ardarda limonlar sıkıp sularını içirerek, alnıma ıslak mendiller koyarak beni zorlukla kendime getirdi. Ne oluyoruz yahu, yoksa ölümüm mü yaklaşıyor nedir?

Nihayet, son darbeyi de geçen hafta Kültür ve Turizm Bakanlığı vurdu.

İstanbul'un küresel tanıtım faaliyetlerine katkıda bulunması için tasarladığım bir belgesel film projesine, Bakanlığa bağlı bir kurum olan Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'nden destek kararı çıkması beni iyice dumur edecekti. Halbuki, yardım kuyruğunda o kadar işsiz-güçsüz solcu sinemacı varken bu iş nasıl oldu, inanın ben de tam olarak anlayamadım. Kurul'daki yetkililer, 150 bin YTL asgari bütçesi olan bir prodüksiyona maliyetinin dörtte biri oranında destek kararı almışlar. Yemin ediyorum, duyduğumda şaşkınlıktan yere düştüm. Çünkü, dediğim gibi, bir muhafazakâr olarak, ülkem için hayırlı olacak projelerim ya da çabalarımın takdir ve destek görmesine zerrece alışkın değilim. O yüzden de son günlerde ürkütücü hezeyanlar içinde yüzüp duruyorum. Bizim câmiada bu kadar olumlu haber asla üstüste gelemez; ya genel yayın yönetmenim beni işten atacak, ya da pek yakında kıyamet kopacak!

 

 

* * *

Neyse, şimdilik bu kadar şamata yeter...

İşin şakası bir yana, kendileri için bütün samimiyetimle çırpındığım bir kuşağın mensuplarının bu çabayı fark ve takdir edip beni böylesine anlamlı bir ödüle lâyık görmelerinden dolayı son derece gururlandım. Önümüzdeki salı günü (27 Mayıs) öğle saatlerinde Sefaköy'deki Radisson-SAS Oteli'nde düzenlenecek olan ödül törenine katılıp, genç meslektaş adaylarımın huzurunda ödülümü yetkililerden teslim alacağım.

Bu güzel organizasyona emeği geçen herkes sağolsun, varolsun...

 

* * *

Not 1: Yazımdaki bazı kodları tam olarak çözememiş olanlar, halen üzerinde çalışmakta olduğum ilk kitabım “Ben bir 'Siyasal İslâmcı'yım”ın önümüzdeki sonbaharda tamamlanıp piyasaya çıkmasını beklemek zorundalar... Merak etmeyiniz, orada bütün cevaplar fazlasıyla yer alacaktır. Şimdilik şu kadarını söyleyeyim ki, bu kitaptan sonra câmiada bazı şeyler asla eskisi gibi olmayacak.

Not 2: Elektronik posta adresim, Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir olarak değişti. Halen yazıştığımız ve gelecekte yazışma ihtimalimiz bulunan bütün okurlarıma önemle duyurulur.

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
Yorum yaz
Adýnýz:
E-posta:
 
Web Sayfas1:
Baţlýk:
UBB Kodu:
[b] [i] [u] [url] [quote] [code] [img] 
 
 
:angry::0:confused::cheer:B):evil::silly::dry::lol::kiss::D:pinch:
:(:shock::X:side::):P:unsure::woohoo::huh::whistle:;):s
:!::?::idea::arrow:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.23 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
 
Uğur Vardan - Radikal
Uğur Vardan - Radikal
Atilla Dorsay - Sabah
Atilla Dorsay - Sabah
Nihal B. Karaca - Zaman
Nihal B. Karaca - Zaman
Ali Murat Güven - Yeni Şafak
Ali Murat Güven - Yeni Şafak
Arzu Dedeoğlu - Milliyet
Arzu Dedeoğlu - Milliyet
Cüneyt Cebenoyan - Birgün
Cüneyt Cebenoyan - Birgün
Uğur Kutay - Birgün
Uğur Kutay - Birgün