|
| Antalya’da 16 filmin yarıştığı zorlu bir maratonun ardından ipi Ben Hopkins’in ‘Pazar-Bir Ticaret Masalı’ adlı filmi göğüsledi. Ödüllerde jürinin Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem, Semih Kaplanoğlu ve Yeşim Ustaoğlu gibi yönetmenleri es geçmesi, ‘konvansiyonel’ sinemaya göz kırpma olarak yorumlandı Evet, bir festival daha bitti. Ödüller sahiplerini buldu, her zaman olduğu gibi gece sevinenler ve üzülenlerle doluydu. 45. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ulusal yarışmanın sonuçları önceki gece Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu’nda yapılan törende netleşti. Tuncel Kurtiz’in başkanlığındaki jüri, en iyi film ödülünü İngiliz yönetmen Ben Hopkins’in ‘Pazar-Bir Ticaret Masalı’ yapıtına layık gördü. Doğu’da, 1994 yılında geçen bir öyküye sahip olan filmde, sınıf atlamak için çabalayan kurnaz bir tacirin iyiyle kötü arasındaki seçimleri anlatılıyordu. Jüri, en iyi yönetmen ödülünü de, daha önce ilk filmi ‘Tabutta Rövaşata’yla yıllar önce Antalya’dan mutlu dönen Derviş Zaim’e verdi. Zaim, Altın Portakal’a, eksenine hat sanatını yerleştirdiği bir suçluluk ve vicdan muhasebesi hikâyesine sahip ‘Nokta’ adlı filmiyle ulaştı. Yarışmanın önemli ödüllerinden olan ‘en iyi erkek’te de geceyi mutlu kapatan isim, ‘Pazar’ın başrol oyuncusu Tayanç Ayaydın’dı. ‘En iyi kadın’da ise ödül, daha önce Altın Portakal yarışmalarından eli boş dönen Nurgül Yeşilçay’a gitti. Yeşilçay, ‘Vicdan’ filmindeki performansıyla Portakal’ın sahibi oldu. Senaryonun galibi ise ‘Pazar’la Ben Hopkins’ti. ‘En iyi yardımcı erkek’i ‘Başka Semtin Çocukları’ ve ‘Gitmek’teki rolleriyle Volga Sorgu Tekinoğlu alırken ‘yardımcı kadın’ ödülünün sahibi de ‘Pandora’nın Kutusu’ndaki performansıyla Övül Avkıran oldu. ‘Cannes falan anlamayız’ Sonuçlar önce törenin yapıldığı Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu’nda, ardından da kapanış partisinin düzenlendiği Hillside Oteli’nin sahilinde bol bol tartışıldı. Doğrusu başta sinema yazarları olmak üzere, geceden eli boş dönenlerin yüzündeki en belirgin ifade şaşkınlıktı. Jürinin Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem, Semih Kaplanoğlu ve Yeşim Ustaoğlu gibi isimleri ve onların hafta boyunca Antalya’daki sinema muhabbetlerine damgasını vuran filmlerini ‘es’ geçmesi, bir ‘tavır’ olarak algılandı. Neydi bu tavır ya da mesaj? “Kardeşim, biz Cannes mannes anlamayız” başlıca mesaj olabilir. Ya da “Bu ülke insanının anlayacağı türden filmler çekin, öyle sanat manat yapmayın” türünden bir mesaj da olabilir. Veyahut geçen yılın galibi ‘Yumurta’ya, başta bazı köşe yazarları olmak üzere yıl içinde gösterilen tepkinin tezahürü de olabilir. Öyle ya da böyle, bu jürinin seçimi böyle oldu. Zaten başkan Tuncel Kurtiz, seçimlerin açıklanmasından önce yaptığı konuşmada kısaca şöyle demişti: “Her insan ayrı bir dünyadır ve farklıdır. Ama farklar arasındaki fark benim için fark etmez. Sürçü lisan ettikse affola.” Üstelik Türk sinema tarihi için her zaman farklı ve saygın bir figür olan Kurtiz’in başkanlığındaki jürinin seçimleri sonucunda, gerçekten iyi bir sinemacı kumaşına sahip olan Derviş Zaim ve Ben Hopkins de geceyi mutlu kapadı. Şimdi bu sonuçlara, geceyi boynu bükük ayrılanların tepkisi ne olacak, merak edilen soru bu. Umarız anlık öfkelere kapılıp seneye yeni yapıtlarını Antalya’ya göndermemezlik etmezler. Böyle bir tavır olursa işte o zaman işler kötüye gider. Yoksa hiçbirinin, jürinin seçimlerinden dolayı üsluplarını ya da filmlerinin ilgi alanlarını değiştireceğini kimse düşünmüyor. Neyse, önümüzdeki festivallere bakalım derim... Spacey’den Kayzer Söze taklidi Kevin Spacey, sahneden inerken topallayarak ‘Olağan Şüpheliler’deki Kayzer Söze’yi taklit etti. Matthew Modine ise ‘Bu kadar çabuk gülen millet görmedim’ dedi Aslında jürinin sonuçları açıklanana kadar tören gecesi son derece şen şakrak ve bazı unutulmaz anlarla akıp gitti. Hatta öyle çok konuk vardı ki onlara verilen ödüller, konuşmalar derken saat 21.00’de başlayan törende jürinin seçimlerini açıklamasına sıra ancak saat 22.30’da geldi. Ama yine de kimse bu sürenin uzunluğundan sıkıntı duymadı. Aslında heyecan, konukların mekâna gelişiyle başladı. Tiyatroya iki farklı girişten teşrif eden konuklar, oturanların arasından merdivenle kendilerine ayrılan yere doğru ilerlediler. Bu arada mesela bizim oturduğumuz bölgede ilginç diyaloglar duyuluyordu. Bir grup ‘teyze’, her gelene ‘Hoş geldiniz’ diyordu. Bu karşılamadan Kevin Spacey’den Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e, Mickey Rourke’tan Egemen Bağış’a kadar herkes eşit ölçüde payını aldı. Bazıları Spacey’e önce ‘Kevin, Kevin’ diye seslendi, sonra hitabı ‘Kevin bey’e çevirdi. Bu esnada şu duyulan ifade de bizi kırıp geçirdi: “Hanım, ben aşağıya gidip Bo Derek’in bir resmini çekip geleyim.” Törenin başlama saatinde başta TÜRSAK Başkanı Engin Yiğitgil olmak üzere, protokol bölümünde bir telaş gözlendi. Telefonlara sarılındı, birtakım konuşmalar yapıldı. Çünkü ‘assolist’lerden Mickey Rourke henüz ortalıkta görünmemişti. Brody: Belki de akrabayız Nihayetinde Rourke geldi ve tören başladı. Önce Hollywood yıldızları ve hafta boyunca Antalya’da konuklayan sinema ustaları, kendilerine takdim edilen onur ödüllerini aldı. Kevin Spacey, yoğun alkışlar arasında sahneye çıkarken konuşmasında “Buraya ilk kez geldim, olağanüstü bir ülke. Verdiğim sinema dersinde gördüğüm gençler sonuçta Hollywood’a ulaşmak istiyor. Oysa Hollywood onları keşfetmeli ve yeteneklerini değerlendirmeli. Kendi hikâyelerini ve kültürlerini anlatmak isteyen bu gençlere, Türk hükümetinin destek vermesini isterim” dedi. Spacey ayrıca sahneden inerken, topallayarak ‘Olağan Şüpheliler’de canlandırdığı Kayzer Söze’nin yürüşüyünü tekrarladı ve son derece zekice bir final yaptı. Mickey Rourke ise ayakta zor duruyor izlenimi verdi ve ödülünü aldıktan sonra genel bir konuşma yapmak yerine (ses rahatsızlığı vardı) Belediye Başkanı Türel’in kulağına bir şeyler fısıldadı ve sahneden indi. Ödülünü Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’den alan efsanevi oyuncu Maximilian Schell de, Rus şair Yevtuşenko’dan alıntıladığı bir hikâye aktardı ve ünlü ‘Topkapı’ filminin çekimleri sırasında ilk kez tanıdığı Türkiye’ye ilişkin, Antalya’da geçirdiği süreleri de ekleyerek “Ben burada çok mutlu oldum” dedi. Marisa Tomei, ödülünü Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’dan alırken kısa bir teşekkür konuşması yaptı. Kapadokya gezisinden apar topar dönen ‘ana kuzusu’ Adrien Brody ise “Burası inanılmaz bir ülke, Kapadokya’yı gezdim. Bu cömert davet için çok teşekkür ederim” dedi ve ekledi: “Biliyorsunuz ben Macar kökenliyim, belki de akrabayız.” Tcheky Karyo’dan Türkçe şov Gecede 4. Uluslararası Avrasya Film Festivali yarışma sonuçlarını jüri başkanı Paul Verhoeven açıkladı. Yönetmen ödülünün sahibi ‘Still Walking’ ile Japon yönetmen Hirokazu Koreada oldu. Ödülü vermek üzere sahneye gelen Matthew Modine, “Hayatımda gördüğüm en olağanüstü yer. Bu kadar çabuk gülen bir millet görmedim, hayat dolusunuz. Her şey için herkese teşekkürler” dedi. En iyi film ödülünü ise Karim Dridi’nin yönettiği ‘Khamsa’ aldı. Bu ödülü emaneten almak için sahneye İstanbul doğumlu oyuncu Tcheky Karyo çıktı. Usta oyuncu, Türk babasından yola çıkarak hazırladığı Türkçe metni okurken gönülleri de fethetti. Karyo, konuşmasında ‘S...tir ulan’ türünden ifadelere de yer verdi ve herkesi kırıp geçirdi. Sahneden de “Beş köfte gibi yerim seni” cümlesi eşliğinde indi. Gecede Amerikalı yıldızlar ödüllerini alıp mekânı terk ederken Karyo, bir Avrupalı zarafetiyle tören adabına uydu ve sonuna kadar kaldı. Sinema yazarları ters köşe! Altın Portakal jürisi kararlarıyla sinema yazarlarını ters köşeye yatırdı. Önceki gün sabah gazetesinde yayımlanan ‘Altın Portakal loto’ için görüş bildiren 12 sinema yazarından ‘en iyi film’ ve ‘en iyi yönetmen’i bilen çıkmadı. En iyi film’de altı eleştirmen ‘Hayat Var’a şans verirken üç eleştirmen ‘Üç Maymun’, ikisi ‘Süt’, bir kişi ise ‘Pandora’nın Kutusu’ndan yana oy kullandı. Yönetmende ise sekiz kişi Nuri Bilge Ceylan, üç kişi Reha Erdem, bir kişi ise Yeşim Ustaoğlu’na şans verdi. Eleştirmenlerin yüzünü güldüren tek kategori ‘en iyi erkek oyuncu’ oldu. 10 eleştirmen ödülü Tayanç Ayaydın’ın alacağını bildi. Eleştirmenlerin nal topladığı bir başka kategori de kadın oyuncuydu. Sadece bir eleştirmen Nurgül Yeşilçay ile Tülin Özen’e ortak şans vermişti. Altın Portakal’da yarışan 16 filmle ilgili Radikal’in sinema yazarları arasında yaptığı puan tablosunda ise ‘Üç Maymun’ 3.37 ile birinci, ‘Hayat Var’ 3.19’la ikinci sırada yer almıştı. Engin Çeber’in annesine ithaf Meselenin Türk sineması ayağına gelince, ödül alanların yaptığı ithaf konuşmaları, geceye damgasını vurdu. Avrasya’da NETPAC ödülü kazanan ‘Sonbahar’ın yönetmeni Özcan Alper, “Biz burada belki mutluyuz ama bu ülkede herkes aynı derece mutlu değil. Filmimde ölüm oruçlarının yansımalarını anlattım. Ödülümü de iki hafta önce sadece bir dergi dağıttığı için hapishanede öldürülen Engin Çeber’in annesine ithaf ediyorum. Bilmem işe yarar mı?” dedi. ‘Beyin özürlü’ tartışması Muhterem Nur ve Yücel Çakmaklı’yla birlikte onur ödülüne değer görülen Eşref Kolçak, yaptığı konuşmada oyuncuları yok sayan telif hakları yasasını kastederek “Sayın Bakan rica ediyorum. Bu beyin özürlülerin bizlere yakıştırdıkları bu kanunu değiştirin, kanunsuz olarak ölen birçok arkadaşımızın hiç değilse ruhları rahatlasın.” Bu konuşma üzerine Kültür Bakanı Ertuğrul Günay önce panikledi, sonra etrafındaki danışmalardan hemen bilgi aldı ve sahneye fırladı ve “Bu kanun bu yıl değil, 2002’de çıkmış, biz de yeni bir kanun için çabalıyoruz” dedi. Bu tartışmaya, daha sonra ‘En iyi ses’ ödülünü vermek için Burcu Kara ile birlikte sahneye çıkan rahmetli Kemal Sunal’ın oğlu Ali Sunal da katıldı. Sunal ödülü vermeden önce, “Eşref ağabeyin söylediklerini ve Ertuğrul beyin cevabını babam ve arkadaşları duymuştur” dedi. ‘Ödül bu muymuş?’ Gecede, ‘En iyi kadın oyuncu’ ödülünü alan Nurgül Yeşilçay, heykelciğini eline alıp “Bu muymuş?” dedi ve ekledi: “Bir konuşma hazırlamadım. Bu ödülü diğer kadın oyuncu adayı arkadaşlarım da almak istiyordu. Onların adına alıyorum ve onları alkışlıyorum. Sezen Aksu’ya da bir teşekkürüm var. Bu kez Antalya’ya gelmediği için çok teşekkür ediyorum.” ‘En iyi yardımcı erkek’te ipi göğüsleyen Volga Sorgu Tekinoğlu ise, ödülünü çilekeş ve onurlu Gazi Mahallesi halkına ithaf etti. ‘En iyi erkek oyuncu’ seçilen Tayanç Ayaydın, ailesine seslendi ve “Anne, baba; bana verdiler” dedi. ‘En iyi yönetmen’ dalının galibi İngiliz Ben Hopkins ise kırık ve sempatik Türkçesi’yle “İngilizin mutluluğu işte böyledir” dedikten sonra ‘Zevk’ kelimesini söylemekte zorlandı ve sonuçta “Zevkten dört köşe oluyorum” dedi. ‘Biz asalak değiliz’ Geceyi beş ödülle kapatan Derviş Zaim’in yönettiği ‘Nokta’nın yapımcısı Baran Seyhan ise, gecede gönüllerin yıldızıydı. Ayağındaki rahatsızlık nedeniyle sahneye ilk çıktığında düşme tehlikesi geçiren Seyhan, ikinci çıkışında “Bu kez düşmedim, ama zaten çok da önemi yok. Sinema düşe kalka yapılıyor” dedi. Seyhan, son çıkışında ise aldığı para ödülünü kastederek “Bu parayı katılan diğer 15 filmle paylaşmak isterdim ama bunu yapamayacağım, çünkü o paraya çok ihtiyacımız var” dedi. Seyhan ayrıca “Bunu söylemezsem içimde kalır, bazıları Kültür Bakanlığı’ndan para alanlara ‘asalak sinemacılar’ diyor. Biz asla asalak değiliz” diyerek, bu sözün sahibi olan ve törende bulunan Sinan Çetin’e göndermede bulundu. 45. Altın Portakal sonuçları En iyi film: Pazar-Bir Ticaret Masalı (Ben Hopkins) Yurtiçi Kargo Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Nokta (Derviş Zaim/ yapımcı: Baran Seyhan) En iyi yönetmen: Derviş Zaim (Nokta) Senaryo: Pazar (Ben Hopkins) Kadın oyuncu: Nurgül Yeşilçay (Vicdan) Erkek oyuncu: Tayanç Ayaydın (Pazar) Yardımcı erkek oyuncu: Volga Sorgu (Başka Semtin Çocukları) Yardımcı kadın oyuncu: Övül Avkıran (Pandora’nın Kutusu) Görüntü yönetimi: Zekeriya Kurtuluş (Vicdan) Sanat yönetimi: Başka Semtin Çocukları Kurgu: Mustafa Prashava (Vicdan) Müzik: Mazlum Çimen (Nokta) Kostüm: Pazar Özel efekt: Burak Balkan (Üç Maymun) Saç- makyaj: Vicdan Ses tasarımı: Nokta Laboratuar: Fono Film (Gökten Üç Elma Düştü/ Vicdan) Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) en iyi film: Hayat Var (Reha Erdem) Digitürk Behlül Dal Genç Yetenek Ödülü: ‘Başka Kentin Çocukları’ filmiyle Aydın Bulut En iyi kısa film: Gemeinschaft (Özlem Akın) En iyi belgesel: Adakale: Sözlerim Çoktur (İsmet Arasan) Belgesel Jüri Özel Ödülü: Nefes (Cüneyt Birol) 4. Uluslararası Avrasya Film Festivali En iyi film: Khamsa (Karim Dridi) Yönetmen: Hirokazu Koreada (Still Walking/Japonya) SİYAD en iyi film: Üç Maymun (Nuri Bilge Ceylan) NETPAC jürisi ödülü: Sonbahar (Özcan Alper) Critics Award: Nokta (Derviş Zaim)
|
User21
|
Ve Yusuf ve annesi ve güğümler... |
| Uğur Vardan - Radikal | |
|
Dâhiyane bir film üzerine eskiz |
| Atilla Dorsay - Sabah | |
|
Haddi aşan bir sözcük için, 'muhafazakâr sinemacılar'dan özürümdür… |
| Ali Murat Güven - Yeni Şafak | |
|
Süt'’ü kana kana izleyin |
| Serdar Akbıyık - Star | |
|
Çağımızın bir kahramanı |
| Cüneyt Cebenoyan - Birgün | |




