|
| İŞTE yılın, sadece yılın mı, son yılların en bayağı, adi, kaba, zevksiz, saygısız, çılgın ve uçuk komedilerinden biri, olasılıkla birincisi. Ama işte tam da bu yüzden, kendi türünde (eğer öyle bir tür varsa!) bir zirve, neredeyse bir başyapıt. Filmin tonu ilk sahnelerde belli oluyor: İnsan kaynayan bir plajda, kısa şortu içinde kaba-saba bir 'vücutçu', ama aynı zamanda şakacı, teşhirci, zampara bir adam, tüm kadınlara laf atıyor, çırılçıplak 'mangal yapmaktan' çekinmiyor, 'badici' gürbüz erkeklere haddini bildiriyor.
Sonra aynı adamın gerçek kişiliğini görüyoruz: O Zohan Dvir'dir: İsrailli tehlikeli, hatta ölümcül bir komando, Filistinli savaşçılarla sürekli itişip duran ve geçen haftaların Hancock'u gibi yerçekimine meydan okuyan numaralar yapıp duran komando. Aynı zamanda, Filistin'in seçkin komandosu Fantom'un da baş düşmanı. Gerçi Fantom'u müthiş bir dövüşten sonra yakalayıp İsrail devletine teslim etmiştir, ama onlar Fantom'u bir esir mübadelesinde geri vermişlerdir (Çok yakın zamanda basına yansıyan tıpatıp böyle bir olayı düşünürseniz, filmin zamanlaması da müthiş değil mi?). Birkaç gösterişli dövüşten sonra, Zohan'ın artık tüm bu işlerden yorulduğunu ve amacının ABD'ye gidip asıl istediği işi, yani kuaförlük yapmak olduğunu öğreniriz. Bu tasarıya yaşlı ana-babası her ne kadar "Nonoşluk yapma," diye karşı çıksalar da, Zohan kimlik ve kılık değiştirir, uçakta gördüğü iki köpecikten esinlenip kendisine Scrappy Coco adını vererek, New York'a adım atar. Bir kuaför dükkânı ararken, kader onu İsrailli ve Filistinlilerin karşı karşıya dükkân açtığı bir sokakta, bir Filistinli dilberin yerine sürükleyecek ve böylece tövbe etmiş terörist, bir yasak aşka sürüklenecektir. Bu özetin pek bir anlamı olmadı, çünkü Zohan'a Bulaşma, ancak görülünce inanılacak filmlerden. Adım başı espriler, yağmur gibi yağan görsel ve sözel şakalar, filmi keyifli bir seyirlik haline getiriyor. Gerçi mizahı çoğu zaman 'tuvalet mizahı' deyiminin bile hafif kaldığı bir düzeye düşmüyor değil (Hele o Zohan'ın erkekliğinin her anlamda vurgulanıp durduğu sahneler!). Filmin genel tavrı ayrıca önemli. Woody Allen yıllar önce (30 yıl önce) Annie Hall filminde Diane Keaton'a "Ortadoğu'da bile anlaşıyorlar, ama biz seninle anlaşamıyoruz," dediğinden beri, bu bitmeyen büyük savaşım üzerine yapılmış en etkili komik yaklaşım bu... Her şey öylesine hınzırca sunuluyor ki... Bir yandan, 2000 yıldır süregelen bu anlaşmazlığın kronik olduğu kadar da komik olduğu vurgulanıyor: Çünkü sonuç olarak İsrail Yahudileriyle Filistin Arapları öylesine benzeşiyorlar ki... Yalnız görünüşleriyle değil, tüm huyları, tavırları, konuşmaları, hatta espri anlayışları ile... İnsanın kimliğini yalnızca ırkı ve milliyeti değil, üzerinde yaşadığı toprak da belirliyor çünkü... Film, her iki tarafı da en bağnaz ve tutucu yanlarıyla teşhir edip gülünçleştirmekten kaçınmıyor. Elbette 'Filistin davası'na ve de 'İsrail'in yaşam hakkı'na başlarını koymuş olanlar bu mizaha katılmayabilirler, haklarıdır. Ama genel seyirci için ve iki taraftan hoşgörü sahipleri için, film tam bir rahatlama getiriyor. Sayısız espriden birini de vurgulamak istiyorum. O da ABD'ye yönelik: Ortadoğulu bir grup, bir ara gelmiş-geçmiş ve gelecek ABD başkanlarından, hem de eşlerini de anarak söz ederken (Clinton, Bush, MacCain ve Obama bundan nasiplerini alıyorlar) öylesine saygısızca laflar ediyorlar ki, orada şapka çıkarıyorsunuz: İki büyük halka mizahın acımasız gözlükleriyle yaklaşan küstah bir filmin, yapıldığı ülkenin yöneticilerine karşı da aynı tavrı sürdürmesi, olsa olsa gücünü artırıyor. Ama sonuç olarak Ortadoğu'nun Arap ve Yahudilerini çok tipik Amerikan değerlerinin ortak paydasında buluşturmayı da ihmal etmiyor derseniz, o da doğru derim!.. Evet, kabalığa ve saygısızlığa dayalı bu komediyi, özellikle bu tür filmlere sıvanan bizim sinemacılarımız, örneğin yeni bir Recep İvedik macerası hazırlayanlar, takım halinde gidip görseler ne iyi olurdu. Belki bir şeyler öğrenebilirlerdi... ZOHAN'A BULAŞMA * * * (Don't Mess with Zohan) Yönetmen: Dennis Dugan Senaryo: Adam Sandler, Robert Smigel, Judd Apatow Görüntü: Michael Barrett Oyuncular: Adam Sandler, John Turturro, Emmannuelle Chriqui, Nick Swardson, Lainie Kazan, İdo Mosseri, Rob Schneider, Dave Matthews/ Amerikan filmi. ***************************** Hırsız âşık olursa... Farklı kültürleri harmanlayan ortak yapımlar hep biraz kuşku uyandırır. Hele komediyse!.. Ama bu film, bu kuşkuları boşa çıkarıyor. Üstelik hafif komedi denen türün de illa Amerikalılara özgü bir alan olmadığını kanıtlıyor. Özlediğimiz Meg Ryan'ı ilk başta çok şişman bir kadın olarak görüyoruz (Evet, yanılmadınız: O duba işte Ryan!). Sonra kahramanımız birden durumundan utanıyor ve eski haline dönmeye karar veriyor. Ama kabak, FBI'da çalışan genç oğlunun başına patlıyor: Görevleri için yıllardır uzak kaldığı evine dönünce, karşısına çıkan fıstığı tanıyamıyor!.. Arada işin içine iflah olmaz bir eski sanat eseri hırsızı olan Antonio Banderas da katılıyor ve işler çığırından çıkıyor. Bu soygun komedisini özellikle Amerikan sinemasının bu türdeki klasikleriyle kıyaslamak gereksiz. Onlar kadar incelikli değil belki, ama tam günümüzün ürünü. Ve ayrıca gerçekten eğlenceli, sanki non-stop kahkaha sunuyor. Meg Ryan ve Antonio Banderas bildiğiniz gibiler. Yani, sempatik ve komedi çerçevesinde uygun oyunlar veriyorlar. Asıl sürpriz ise Colin Hanks. Meg Ryan'ın oğlu rolünde karşımıza gelen sanatçı, bu tür roller için ideal gözüküyor. Evet, yine yanılmadınız: O hem soyadıyla hem de fiziksel benzerliğiyle düşünüleceği gibi, Tom Hanks'in oğlu. Hanks ailesinin bu yeni bireyini sanırım parlak bir kariyer bekliyor. ANNEMİN YENİ SEVGİLİSİ * * * (My Mom's New Boyfriend) Yönetim ve senaryo: George Gallo Görüntü: Michael Negrin Müzik: Chris Boardman Oyuncular: Meg Ryan, Antonio Banderas, Colin Hanks, Selma Blair, Thomas Joseph Adams/ Amerikan- Alman-İspanyol ortak yapımı. ****************************** Yıldız Savaşları dönüyor... Canlandırma olarak! 1977'deki ilk Yıldız Savaşları filmi, belki o zaman çok kimse fark etmemişti ama, sinemaya ne denli önemli şeyler getirdi, geçen yüzyıla birçok açıdan nasıl damgasını vurdu... Yalnızca George Lucas'ın dehasından çıkan ve insanlık tarihinin çok uzak geleceğine uzanırken aslında çok geçmişlere de dalan o yepyeni, görkemli ve şaşırtıcı dünyasıyla değil. Yalnızca bilim-kurgu türüne getirdiği taptaze ve hayalgücü yüklü yaklaşımla, bunda teknoloji kadar yiğitlik, cesaret, vefa, aşk gibi ölümsüz kavramlara da yaptığı atıflarla veya çizgi-roman kıvamındaki oyuncuları ve oyunlarıyla da değil. Aynı zamanda, o ışıklı kılıçları, uzaydaki vuruşmaları, bilgisayarın doğum çağına denk gelen ve onunla sıkı işbirliği halinde giden bilgisayar oyunlarına verdiği ivmeyle de... Ayrıca, 'yan ürünler' denen, filmle eşzamanlı olarak pazarlanan ürünlerin de ilk kez görkemli biçimde kullanılması suretiyle, sinema sanayiine yepyeni ve büyük ek kazanç yolları açan dahiyane ticari mantığı da önemliydi. Bu filmlerin birkaç kuşağı öylesine etkileyerek bir tutku, nerdeyse bir mezhep haline gelmesine şaşılır mı? Şimdi, o altı filmden sonra, aynı dünyaya bir de animasyon yoluyla yaklaşılıyor. Zaten son yıllarda, beşer dakikalık küçük bölümler halinde Amerikan TV ekranlarına geliyormuş bu filmler... Bu kez, 98 dakikalık bir uzun filme dönüşmüş. Bu modern mitolojik dünyanın bu kez canlandırmayla büyük perdeye yansımasını izlemek, hayli keyifli bir deneyim. Filmin üç boyutlu animasyon tekniği son derece etkili, birçok karakterin belli bir dönemdeki ve eski filmlere ihanet etmeyen yansımaları, meraklıları için sürprizlerle dolu: Örneğin usta Yoda, bilge savaşçı Obi-Wan Kenobi, genç silahşör Anakin Skywalker, kraliçesenatör Padme Amidala'yı yeniden karşımızda bulacağız. Galaksinin suçlu takımının başı Hutt Jabba, ölümcül dişi ajan Ventress, ezeli kötülük kumkuması Kont Dooku'yla birlikte kötülüğün müthiş himayecileri. Dişi Jedi adayı Ashoka Tano, hikayeye katılan yepyeni bir karakter. Ayrıca Kit Fisto, Ki Adi Mundi, Luminara Unduli, Plo Koon gibi birbirinden ilginç (!) adlı Jedi ustaları var. Bunları konuşanlar genelde yeni isimler, ama arada yorulmak bilmeyen Christopher Lee, Samuel Jackson gibi ustalar da var. Velhasıl, sevenlerini yeni bir şölen bekliyor. STAR WARS: KLON SAVAŞLARI * * * (Star Wars: the Clone Wars) Yönetmen: Dave Fuloni Senaryo: Henry Gilroy, Steven Melching, Scott Murphy Müzik: Kevin Kiner Kurgu: Jason Tucker/ Bir LucasFilm-Warner Bros yapımı.
|
User21
- Bir suikastın anatomisi
- 'Yeni Rusya'nın sineması
- 'Küçük Sinemacılardan Büyük Filmler'
- Pardon, Seni Seviyorum
- Bana aksiyonun yolları, sana kurşunlar
- Evlat acısı hiçbir şeye benzemez
- İstanbul Film Festivali (2)
- Gitmek: Benim Marlon ve Brandom / My Marlon and Brando
- Çin kültüründen gelen parlak bir dönem filmi
- Zohan’a Bulaşma / You Don't Mess with the Zohan
|
‘Issız adam’, bir ‘Ada’ya düşünce... |
| Uğur Vardan - Radikal | |
|
Bir ayrılık senfonisi |
| Atilla Dorsay - Sabah | |
|
Burnumuzun direğini sızlatan bir romantizm başyapıtı |
| Ali Murat Güven - Yeni Şafak | |
|
Çağan’ın renklerinin en güzeli |
| Serdar Akbıyık - Star | |
|
Çağımızın bir kahramanı |
| Cüneyt Cebenoyan - Birgün | |



