|
| Süper kahramanlar ordusu arasından, örümcek ısırığı ya da Kripton farkı ile değil; zenginliği ve teknoloji merakı ile sıyrılmış, ev yapımı süperliği ile gönüllerimize taht kurmuş tek popüler süper kahraman Batman'dir. Şimdi 'Kara Şövalye'de yapılan 'kahraman nedir, ne değildir' sorgulaması üzerinden, kahramanlığı da yara almakta, daha bir gerçeğe yakınlaştırılmakta, fakat biz yetişkin seyirciler için bu durum keyfimizi kaçırmayıp, sevgimizin köpüğünü daha da kabartmaktadır. Bir yüzü hâlâ canlandırdığı câni-yuppie ile Amerikan Sapığı'na dönük olan Christian Bale, gelmiş geçmiş bütün Batman'lerin başkanı vaziyetinde. Kırşehir İmam-Hatip Lisesi öğrencisini andıran hırçınım ve mağrurum yüz ifadesine, yanlış bronzlaşma sendromundan muzdarip gibi duran ilginç ten rengine rağmen, sosyetik züppe Bruce Wayne ile karizmatik kahraman Batman arasında çuvallamadan mekik dokuyor. Başarısının en büyük müsebbibi kamera arkasında Christopher Nolan gibi bir entelektüelin olması. Christopher-Jonathan Nolan ikilisinin derinlik elde etme arayışından Joker de nasibini alıyor, egzistansiyalist tezlerin tartıştığı sorunlar açısından akademisyenlerin derslere götürebileceği bir konu haline geliyor. Heath Ledger'in ölmüş olduğu bilgisi, son performansı olan Joker'i daha da trajik kılıyor. Sadece o mu? Ama Batman: Kara Şövalye Yunan tragedyalarına taş çıkartacak bir hazin testler, acılar yumağı. Gotham'ın suçlularını yasal yoldan dize getirme işinde parlak bir umut olan savcı Harvey Dent'in durumu acıklılıkta sınır tanımıyor mesela. 'Ya bir kahraman olarak ölürsün, ya da haine dönüşecek kadar uzun yaşarsın' diyor; içine düşeceği çukuru kazdığının, o cümleyle kaderini yazdığının farkında olmaksızın. Batman'in kendisinden rahatsız olmaya başlayan Gotham'ı kendi kaderine bırakma ve artık Harvey Dent'in kız arkadaşı olan büyük aşkı Rachel'i evlenmeye ikna ederek normal bir hayat sürme fantezileri, Batman tarafından sindirilmiş mafyanın intikam için Joker'i görevlendirmesi ile inkıtaya uğruyor. Tüm zamanların en bilge uşağı Alfred, nam-ı diğer Bruce Wayne'i uyarmıştı oysa. Kötülüğü enselerken bile belli sınırlara riayet edilmesi, aksi takdirde daha büyük bir kötülüğe yol açılabileceği konusunda. Mafya adamlarının kutudan çıkarttıkları Joker'den aman dilemeleri çok uzun sürmüyor. Joker belli hedefleri olan mafyadan farklı olarak gayet müstehzi biçimde çağımızın 'önemli olan yarışı kazanmak değil, yarışırken eğlenmektir' düsturuna sahip ve her zaman bir adım önde. Daha da kötü olan bu ürkütücü palyaçoyu eğlendirenlerin şehrin yanması, binaların yıkılması ve insanların birbirini boğazlaması gibi şeyler olması. Nitekim Joker 'eğlenceli bulduğu' Batman'i öldürmek niyetinde değil. Batman de, kendisine koyduğu 'öldürmeme' kuralı gereği Joker'i öldürememekte. İkisinin de farklı gerekçelerle birbirlerinin hayatına son verememesi, ezelden ebede sürecek iyilik-kötülük mücadelesinin resimli romanı gibi. Ama nasıl ki gerçek hayatta en çok hatırlananlar kötü insanlar ve kötü olaylardır, Kara Şövalye'den geriye kalacak en önemli şey de Joker. Çünkü o kötülük yapmakla yetinmiyor, kötülüğün kendisini çoğaltması için düzenekler kuruyor. Ona göre insanları kötülük yapmaktan alıkoyan tek şey henüz buna fırsat bulamamış olmaları. Bir oda dolusu parayı yakarken tasarruf öğütleri veren Joker için tek gerçek var: Kaos. Çünkü adil olan tek şey kaos. Joker, insanlığa kötülük yapma fırsatı sunma görevini üstlenmiş olan şeytanın pür bir karşılığı ve gözünü 'en iyi' olana dikmiş vaziyette. En büyük projesi insanlara umut veren bir kahramanı yoldan çıkarmak, bir iyilik meleğini. O 'kahraman' ya da melek Batman değil. Filmin en ilginç yanı, ilk kez bir süper kahramanı övmek için 'o bir kahraman değil' cümlesinin kuruluyor olması. Çocukluğumuza hitap eden süper kahraman olgusunu otuzlu yaşlarımızın beklentilerine uyarlamanın ince bir versiyonu gerçekleşiyor Nolan sayesinde. 'Kahraman' iyiliğe dair umutları diri tutmaya yarayan bir imgeden ibarettir. İyiliği gerçekleştirmek ise hakikatin pütürlü yüzünde yol alan ve hiçbir zaman bir imge kadar kusursuz ve saf olmamış-olamayacak Batman'lere düşer. Taşlanacak, kovalanacak olan yetenekli idealistlere... Nitekim Batman bir kahraman değildir. Teğmen Gordon onu şu sözlerle tanımlar: " Suskun bir nöbetçi... Dikkatli bir koruma... Bir şövalye..." Tekrar görüşünceye dek, yeni zırhlar ve aygıtlar, tam tekmil apartlar yapmak üzere, teknolojik inine çekilmiş vaziyette... Not: Geçtiğimiz haftanın sinema eleştirisine konu ettiğim çete ile filmin ismi aynıydı: Yalnız Kalpler. Yazıda filmin de bu ismi taşıdığını belirtmeyi unutmuşum. Dalgınlığımdan ötürü özür diliyorum.
|
User21
- Tamam, Zohan'a bulaşmayalım; ama o da bize bulaşmasın!
- Üç Maymun / Three Monkeys
- Pardon, Seni Seviyorum
- Kıyamet / Apocalypse Now
- 5. Adalar Kısa Film Yarışması başvuruları başladı
- Bunu hak ediyorsunuz....
- Yine suç ve cinayetin kirli dünyası...
- Bodrum festivali 5 yaşında
- Emeğin sinemacısı çağdaş sömürüyü anlatıyor
- Taş Yastık
|
‘Issız adam’, bir ‘Ada’ya düşünce... |
| Uğur Vardan - Radikal | |
|
Bir ayrılık senfonisi |
| Atilla Dorsay - Sabah | |
|
Burnumuzun direğini sızlatan bir romantizm başyapıtı |
| Ali Murat Güven - Yeni Şafak | |
|
Çağan’ın renklerinin en güzeli |
| Serdar Akbıyık - Star | |
|
Çağımızın bir kahramanı |
| Cüneyt Cebenoyan - Birgün | |



