Çarşamba, 19 Kasım 2008
 
Kaçırmayın; çünkü muhtemelen son kez birarada izleyeceksiniz PDF Yazdır ePosta
Her ne kadar sinemasal hatıralarımızda hiç yaşlanmasalar da biri (Al Pacino) 68, diğeri ise (Robert De Riro) 61 yaşında… Ve Jon Avnet'in klişe polisiyesi “Orijinal Cinayetler” de beyazperdenin bu iki simge oyuncusunun uzun meslekî kariyerleri boyunca topu topu üçüncü kez bir araya gelişlerine sahne oluyor. Üstelik daha önceki filmlerinden birinde (“Baba-2”, 1974) perdede hiç yan yana görünmemişler, ikincisinde ise (“Büyük Hesaplaşma”, 1995) sadece bir kaç sahnede karşılıklı döktürmüşlerdi. O yüzden, Avnet'in yapıtı alabildiğine vasat ve bildik öyküsüne karşılık, sırf bu özelliğiyle bile 'nadide bir parça' olarak sinema tarihine geçecek.

ORİJİNAL CİNAYET(LER)

(Righteous Kill)

2008, ABD Yapımı

Yönetmen: Jon Avnet
Senaryo: Russell Gewirtz
Görüntü: Denis Lenoir
Müzik: Ed Shearmur
Kurgu: Paul Hirsch
Süre: 101 Dakika
Oyuncular: Robert De Niro, Al Pacino, 50 Cent, Brian Dennehy, Donnie Wahlberg, Carla Gugino, John Leguizamo
İthalatçı Şirket: Sinetel Film
Dağıtıcı Şirket: 35 MM Film
İçerik uyarıları: İçeriğindeki şiddet, kaba dil kullanımı, kısa süreli cinsellik ve bir sahnedeki uyuşturucu kullanımı nedeniyle, 18 yaşından küçük çocuklara ve bu tür sahneleri izlemekten rahatsız olanlara tavsiye edilmemektedir.

* * ½

New York Emniyet Müdürlüğü'nün artık yavaş yavaş emeklilik günlerine hazırlanan iki kıdemli dedektifi David Turk (Robert De Niro) ve Thomas Rooster (Al Pacino), rozetlerini çıkarmadan önce, kadın ticaretiyle uğraşması nedeniyle kentin sokaklarında kötü şöhrete sahip birinin öldürülmesini soruşturmak üzere bir kez daha göreve çağırılırlar. İkili, yaptıkları ön araştırmanın sonucunda, Amerikan hukuk sisteminin açıklarından yararlanan ve özellikle de suçluları hedef alan bir seri katille karşı karşıya olduklarını anlayacaklardır. Katilin amacı, “huzuru sağlamak” iddiasıyla suçluları sokaklardan temizlemek ve polisin yapamadığını yaparak halkın gözünde adım adım bir “kahraman”a dönüşmektir.

Sinema salonlarındaki gündemden uzun süredir haberi olmayan herhangi bir sinemasevere kalkıp da “Bu hafta sonunda her tarafı klişelerle bezeli, alabildiğine vasat bir polisiye gösterime girdi” desem, kalitesizliğe vurgu yapan bu kısa tarifin doğurduğu merakla, bana muhtemelen “Kimler varmış ki başrollerinde?” diye soracaktır. Ona, “Hiiiç, Robert De Niro ve bir de Al Pacino. Hepsi o kadarcık” diye cevap verdiğimde muhatabımın suratının alacağı hâli ise varın siz düşünün!

Ancak, ne var ki Jon Avnet'in (17 Kasım 1949, New York-ABD) yönettiği “Orijinal Cinayetler” tam olarak bu cümlelerle tanımlanabilecek bir film. Bütün numarası, sinema tarihinde bir “inanılmaz”ı başaran olağanüstü “kasting”inde; gerisi ise Amerikan polisiyesinin böyle bir filme yakışmayacak kadar bildik ve baştan aşağı klişelerle dolu senaryolarından birinden ibaret…

Fakat, ne gam! Perdede iki saat boyunca tanık olduğumuz şey öylesine özel ve ayrıcalıklı bir buluşma ki… Kafasını küstahça geriye doğru kaykıltarak muhataplarına sürekli tepeden bakan ve o meşhur ağzını buruştura buruştura konuşup duran 61 yaşındaki bir Robert De Niro… Üstüne de 68 yaşına gelmesine aldırmaksızın hâlâ en pahalı Beverly Hills kuaförlerinde havalandırılmış genç işi dalgalı saçları ve siyah spor kıyafetleri içinde ona “nodüllü ses”iyle laf yetiştiren bir Al Pacino…

Ortalama bir sinemasever, kasvetli bir sonbahar akşamında ortalığı hallaç pamuğu gibi atan yağmurdan kaçıp kendisini hemen yakınlardaki sakin ve sıcak sinema salonuna attığında, perdede bundan daha öte ne görmek ister ki? Eh, üstüne senaryoda biraz heyecan, iki-üç tane vurdulu-kırdılı sahne, ufak tefek bir kaç zekâ gösterisi ve ateşleyici bir müzik de var ise “kaymaklı ekmek kadayıfı” niyetine yenir böyle bir film…

“BABALAR” ARTIK YAŞLANIYOR

De Niro'nun, hayranlarının pek iyi bildiği o meşhur "ekşimik kıvamındaki" surat ifadesine dikkat!
İkisi de İtalyan asıllı birer Amerikalı olan De Niro ve Pacino'nun unutulmaz filmleriyle büyümüş gerçek bir sinemasever için şu anki durumu hazmetmesi oldukça güç; ancak kabul etmek gerekiyor ki dünya sinemasının bu iki dev oyuncusu artık iyiden iyiye “yaşlandılar”. Hadi, 61'lik De Niro'ya bir on yıl daha avans verelim; ancak Pacino ise son derece fırtınalı ve yıpratıcı bir hayat eşliğinde artık 70'ine merdiven dayamış durumda. O yüzden, yeni bir filmde oynamaya karar verirken öyle eskisi gibi kırk dereden su getirmeye, önlerine konulan senaryoları ince eleyip sık dokumaya ne vakitleri ne de eskisi kadar hevesleri var. Ayrıca, yaşanan feci konu sıkıntısından dolayı bir yandan sinema tarihinin eski bohçalarını karıştırıp dururken diğer yandan ise mâlî sorunlar nedeniyle tam anlamıyla “konfeksiyon üretim”e dönmüş durumdaki Hollywood stüdyolarının artık mazide kalan bu tür “yıldız oyuncu nazları”nı çekecek sabrı da kalmadı. “Oynamayan”ın yerine oynamaya (hem de bedava oynamaya) hazır en az ikişer bin yakışıklı erkek ve güzel kadın, California'da üslenmiş majör şirketlerin kapısında sırada bekliyorlar.

Hâl böyleyken, her iki sanatçı da hem kendi özel hayatlarında belli standartlar eşliğinde yaşamak, hem de adlarının çevresinde 35-40 yılda oluşan “efsane”yi ölene kadar yaşatmak zorundalar. O yüzden, De Niro'yu da Pacino'yu da en az bir 10 yıldır 1970 ve 80'lerdeki kadar sağlam ve kalıcı projelerde görmez olduk. Bunlardan ikincisi yine “Şeytan'ın Avukatı” (1997) gibi hatıralarda iyi-kötü iz bırakan bazı anlamlı işler çıkardı gerçi; ancak karizması bir parça daha ağır basan ikincisi “Zor Baba” (2000) gibi sabun köpüğü komedilere kadar düştü.

Özellikle 70 ve 80'lerdeki hızlı zamanlarında -her ne kadar işi magazinel çirkefliğe vurmasalar da- aralarında çok sıkı bir rekabet olduğu, ne özel hayatlarında ne de filmlerde öyle kolay kolay bir araya gelmemeye özen gösterdikleri iyi bilinen bu iki karizmatik yıldız, artık yavaş yavaş unlarını eleyip eleklerini asmaya başladıkları şu günlerde sinemaseverlere hoş bir sürpriz yapmış oldular “Orijinal Cinayetler”de…

PERDEDE ÜÇÜNCÜ BULUŞMA

Orta hâlli bir sinemacı konumundaki Jon Avnet'in hakemliğini yaptığı bu “büyük buluşma”yı sinema tarihinde daha önce yalnızca iki kişi başarabilmişti. İlkinde, Hollywood'un ağır ağabeylerinden Francis Ford Coppola, 1974 yılında “Baba-2” vesilesiyle aynı filmde bir araya getirdi iki sıradışı simâyı. Ancak yalnızca “aynı filmin bobinleri içinde”; çünkü De Niro ve Pacino'nun bu yapıtta hiç bir ortak sahneleri yoktu. Biri, filmdeki uzun “flash-back”te mafya babası Don Carleone'nin gençlik yıllarını oynarken, diğeri ise önce kendi hâlinde halim selim bir adam iken sonrasında iş başa düşünce soğukkanlı ve eli epeyce kanlı bir çete reisine dönüşen oğul Michael Carleone'yi canlandırmıştı.

İkinci buluşmayı ise 1995 yılında bir başka ağır ağabey, aksiyon sinemasının marka yönetmenlerinden Michael Mann sağladı ve her iki sanatçıyı bu kez az da olsa karşılıklı bazı sahnelerde oynatarak “Büyük Hesaplaşma”nın muhteşem kastına dahil etti. Evet, bu filmde ikilinin karşı karşıya oynadıkları bölümler gerçekten de çok azdı, Ancak mevcutlar, hele de “kafeteryada geçen karşılıklı sohbet sahnesi” bile her iki ustanın azılı hayranlarını mest etmeye yetecekti.

BİR DEVRİN KAPANIŞ FİLMİ

“Orijinal Cinayetler”e çok önemli ve özgün bir polisiye filmden ziyade işte asıl bu yönüyle bir tür “entertainment memorabilia”, yani “oldukça nadide bir sinemasal hatıra eşyası” muamelesi yapmak belki de çok daha isabetli olacaktır. Filmde, De Niro, Pacino, hadi hadi onların dışında bir-iki ekstra oyunculuk gösterisi ve bir de hareketli fon müziği haricinde akılda kalıcı hiç bir numara yok. Ancak, ben kendi adıma, bundan sonra kolay kolay başka hiç bir yönetmenin bu iki “zor” adamı perdede yeniden bir araya getirebileceğine inanmıyorum doğrusu. O yüzden, bırakın konuyu kaliteyi falan, De Niro'nun o ekşimik suratının, Pacino'nun heyecanlı heyecanlı konuşurken tente gibi dalgalanıp duran perçemlerinin keyfini çıkartın. Sezgi, bilgi ve deneyimlerim ışığında tekrar iddia ediyorum ki sinemaseverler olarak böyle bir buluşmayı hayatımız boyunca bir daha asla göremeyeceğiz. Bu kaprisli ikili, ilerlemiş yaşlarında bir daha birbirlerinin karizmasına tahammül edemezler çünkü…

Çocukların mutlaka izlemesi gereken bir animasyon harikası konumundaki “Vol.İ” ile birlikte, 7 yeni yapıttan oluşan “Haftanın Filmleri” listesinin en kayda değer gösterisi…


 

User21

 
 
Uğur Vardan - Radikal
Uğur Vardan - Radikal
Atilla Dorsay - Sabah
Atilla Dorsay - Sabah
Ali Murat Güven - Yeni Şafak
Ali Murat Güven - Yeni Şafak
Serdar Akbıyık - Star
Serdar Akbıyık - Star
Cüneyt Cebenoyan - Birgün
Cüneyt Cebenoyan - Birgün