Cuma, 29 Ağustos 2008
 
Marsilya'da kedi-fare oyunu PDF Yazdır ePosta
Marsilya'da kedi-fare oyunu

Fransız usulü kara-filmleri ne kadar özlemişiz... Gerçi bu çok sevdiğim türün Amerikan çeşitlemelerine hiçbir itirazım yok. Ama Fransızların ünlü 'Şiirsel Gerçekçilik' akımının başyapıtlarından beri bu türe getirdikleri şiir ve duygusallık bambaşkadır. Özellikle meraklıları için... Film ilk olarak, çok kendine özgü yazar-yönetmen Jose Giovanni'nin romanından, yine türün ustalarından Jean-Pierre Melville tarafından tam 40 yıl önce sinemaya yeniden uyarlanmış. Giovanni (1923-2004) bir zamanlar soygun işlerine karışmış ve ölüme mahkum olmuştu. 1948'den 1954'e kadar hücrede idamını bekledi, ama sonra afla çıktı. Ve tüm yaşadıklarını başarılı romanlara dönüştürdü. Bunların hepsi filme alındı, daha sonra, yazdıklarını kendisi yönetmeye de başladı. Demek ki, filmin malzemesi bunları bizzat yaşamış bir yazara dayanıyor. Böylece, 60'lı yıllarda uzun süreli hapse mahkum olup içerden kaçan azılı suçlu Gu'yu (Gustave'ın kısaltılmışı) tanıyoruz. İçerden çıkınca sevdiği kadın Manouche'la birlikte yurtdışına kaçmadan önce son bir vurgun vurmak isteyen sert, haşin bir erkek. Bunun için, yeraltı âleminin önde gelenlerinden iki kardeşle işbirliğine gidiyor. Ama bu âlemde kime güvenilir ki...İkinci Nefes bu tür filmlerin tüm gereklerini yerine getiriyor, tüm yasalarını uyguluyor. Şaşırtıcı bir açılış ve aynı ölçüde başdöndürücü bir final arasında film, aksiyonu ikinci plana atarak bizlere dört başı mamur karakterler sunmaya sıvanıyor. Bu âlemi tüm kurallarıyla karşımızda buluyoruz: Bu 'kurtlar sofrası'nda, her şeye karşın sözü namus bilen, ihaneti bağışlamayan, dostluğa sadık insanlar da vardır. Ama korkaklar, hainler ve gammazlar da öyle çoktur ki... İşin kanun yanında da: kendine özgü yöntemlerine karşın temelde namuslu Parisli komiserle, sanıkları ünlü 'su işkencesi'yle konuşturmaya çabalayan, Jean Gabin suratlı Marsilyalı komiser gibi... Ve her kendini bilen kara-filmde olduğu gibi, olaylar trajik bir ton taşıyor, dramın kaçınılmazlığı hissediliyor, kaderin ağlarını örüşü sanki duyuluyor. Bu kara, kapkara dünyayı aydınlatan şeylerin ışığı da: Dostluk, aşk, bağlılık, vefa ve dürüstlük. Daniel Auteuil yine muhteşem. Monica Bellucci ise ilk kez sarışınlığı deniyor ve ideal bir 'femme fatale' oluyor. Ama Michel Blanc, Jacques Dutronc, Eric Cantona ve diğerleri de unutulabilir mi? Dış dünyayla ilişkilerini kesip, telefonlarını tümden kapayıp iki buçuk saatlerini bu filme verenler büyük keyif alacak. Öbürlerini bilmem.

İKİNCİ NEFES * * *
(Le Deuxieme Souffle)
Yönetim ve senaryo: Alain Corneau Görüntü: Yves Angelo Müzik: Bruno Coulais Oyuncular: Daniel Auteuil, Monica Bellucci, Michel Blanc, Jacques Dutronc, Eric Cantona, Daniel Duval, Gilbert Melki, Philippe Nahon. Fransız filmi.


Canavarlar yine New York fonunda boğuşuyor!

Hulk da dönüyor. Tüm klasik çizgiroman kahramanları gibi... Marvel Comics şirketine ve genelde çizgi-romanlara eski deyimiyle nur yağdığı bu çağda, hiç şaşırtıcı değil. Ama yapımcıların kararıyla, kadro epey değişmiş. 2003 yapımı ilk filmi Ang Lee yönetmişti. Usta sinemacı bizi bu fantezi bilim-kurgusal masala nerdeyse inandırmış, bir bedende iki çok farklı ruhun, sıradan bir insanla çok öfkelenince dönüştüğü korkunç canavarın birlikte varolmasını, sanki bir 19. yüzyıl İngiliz romanı kadar doğal ve inanılır hale getirmişti. Ayrıca filmin görselliği ve çizgi-romana getirdiği yorum da şaşırtıcı düzeydeydi. Aslında bu filmin de ilginç yanları var. Edward Norton-Liv Tyler ikilisi çok sevdiğimiz (ve perdede daha sık görmek istediğimiz) oyuncular. İlla da Eric Bana-Jennifer Connelly olsun diye tutturacak halimiz yok! Üstelik Sam Elliott'un yerini alan William Hurt (kolay tanınmıyor) ve yeni kötü adam Emil Blonsky/Abomination'da tüm hainliğini konuşturan Tim Roth için de ancak övgü sözleri edilebilir. Ve teknoloji yine üst düzeyde... Özellikle Bruce Banner'ın değişimi ve gözlerimizin önünde korkunç bir yeşil canavara dönüşmesi, mükemmel biçimde veriliyor; eski filmlerde bunu yapmak kolay değildi. Ayrıca Edward Norton'ın senaryoya katılacak kadar benimsediği karakterine getirdiği ilginç boyutlar da var. Norton'ın Eric Bana'nın yakışıklılığına sahip olmayan sıradan yüzüyle canavarlaşması, yalnızca bilimkurgusal bir fantezi olarak değil, bir büyük dram olarak da algılanıyor bu usta oyuncunun gücü sayesinde... Ama sonuç olarak aksiyona yoğunlaşan film, pek özgün değil. Hele finalde canavarların ikileşmesi ve özellikle 11 Eylül 2001'den beri bu tür filmlerin değişmez dekoru olan New York sokaklarında ve yine sağa-sola kaçışan zavallı New Yorkluların korkulu bakışları önünde amansız bir dövüşe girişmeleri, çocukça duruyor. Louis Leterrier iyi bir aksiyon yönetmeni olabilir, ama Ang Lee'nin sinema duygusundan nasibini almadığı açık. Bu da filmi görece olarak ilkinin bir hayli gerisinde bırakıyor.

THE INCREDIBLE HULK * *
(The Incredible Hulk)
Yönetmen: Louis Leterrier Senaryo: Zak Penn, Edward Norton Görüntü: Peter Menzies Jr Müzik: Craig Armstrong Oyuncular: Edward Norton, Liv Tyler, Tim Roth, William Hurt, Tim Blake Nelson, Ty Burrell. UIP (Universal) yapımı.


Dehşetin sınırlarını aşan film

Kesinlikle kitleye tavsiye etmeye cesaret edemeyeceğim bir film: Çok şiddet ve kan içeriyor. Ama türün meraklılarının bayılmaları da muhtemel. Son derece titrek, sallanan görüntülerle açılan film, hikâye ilerledikçe biraz sakinleşiyor ve en azından ürkünç sahnelerin tadını çıkarmamıza imkân tanıyor. Üçü Arap kökenli beş kenar mahalle gencinin giriştikleri soygun, birinin ölümü ve diğerlerinin parayı alıp kaçmasıyla sonuçlanıyor. Bu arada hem polisle çatışan gençler, hem de fonda sürekli izlenen seçim öncesinde iktidara karşı eylemler, filmin ciddi biçimde siyasal göndermeler de içerdiğini düşündürüyor. Ancak bu yolda ilerlemiyor film. Onun yerine, gençlerin geldiği bir otel ve civardaki yapıların içinde, bir tür 'inanılmaz aile' ile tanışıyoruz. Önce iki delifişek kız, sonra iki ürkünç erkek kardeş, kapanmış madenin uçurumlarında insan avlayan bir dev. Ve sonunda, ailenin babası, asker üniforması içindeki soluk resmi duvarda asılı olan eski Nazi. Gençler bu dehşet evinden ve bu yamyamlar ailesinden kurtulmaya çabalıyorlar. Ama sadece biri kurtuluyor. Yaratık serisini görmüş olanlar, kim olduğunu kestirebilir! Film, son dönemin korku filmlerinde hep görülen aşırı bir şiddete dayanıyor. Yine de temel bir erdemi var: Perdede nerdeyse katıksız, has, arı bir dehşet duygusu yaratmayı biliyor. Kimi sahnelerde bu duygu öylesine güçlü ki, nerdeyse insanın başı dönüyor. Yazar-yönetmen, Fransa'nın Hollanda sınırına yakın bir yerdeki bu aileye klasik bir köken yakıştırmış: Eski bir Nazi kasabının ensest ilişkilerle çoğalmış ve tümüyle yozlaşmış ailesi. Böylece, en azından Fransızlar temize çıkmış oluyor! Ama hakkını yemeyelim: Xavier Gens, aynı zamanda Arap-Müslüman kahramanlarına sempatiyle bakıyor. Filmin hem finalinde, hem de Doğu temaları içeren müziğinde bu sempati somutlaşıyor. Ailenin Nazi kökeni, ayrıca bu tür aile suçlarının en sonuncusunu, Avusturya'daki 'korkunç baba'yı da akla getiriyor. Bu sert ve seyri zor film hassas ruhlara göre değil, bir kez daha söylemiş olayım. Ama sinemada korkmaya bayılan türün hastaları kaçırmasın.

SINIR(DA) **
Frontiere(s)
Yönetim ve senaryo: Xavier Gens Görüntü: Laurent Bares Müzik: Jean-Pierre Taieb Oyuncular: Karina Testa, Aurelien Wiik, Samuel Le Bihan, Patrick Ligardes, Maud Forget, Chems Dahmani. Fransız filmi.

Filmlerini basından saklayan sinemacı

Korku-gerilim sinemasının büyük ustası M. Night Shyamalan'ın son filmi The Happening de dün başlayan filmlerden. Ama bu beklenen filmin eleştirisi, sinema sayfalarında yok. Tıpkı geçen mevsimin kimi başka önemli filmleri, Michael Clayton veya Lions for Lambs'de olduğu gibi... Çünkü bu filmleri Özen Film adlı şirket getirdi. Türkiye'nin varolan en eski sinemacılık şirketi olan Özen Film, mevsim başından beri filmlerine basın gösterimi yapmadı. Çeşitli bahanelerle: Önce bir eleştirimize kızdığı söylendi. Sonra kopyalar geç geliyor dendi. Ve bizler bu filmleri gününde yazamadık, sonra da hiç yazmadık. Özen Film'in sahibi, tanıyan tanır, işi aileden devralan Mehmet Soyarslan. 40 yıllık da dostumuz... Soyarslan zaman içinde her şeyi başarabilir. Bir tek şey dışında: SİYAD'ın her yıl emektar bir sinemacıya (örneğin geçen yıl Umut Sanat'ın sahibi Üstün Karabol'a) verdiği emek ödülünü asla alamaz. Böylesine eleştirmen düşmanı bir sinemacıya bu ödülü vermemiz mümkün olabilir mi?

Sinemamızın Sicilya çıkarması

Türk sineması, bugün başlayan Sicilya'daki Taormina şenliğinde tam bir gövde gösterisi yapacak. Şenlik yöneticilerinin isteğiyle, benim son iki yıldan seçtiğim sekiz film, bir Türk sineması özel bölümünde gösteriliyor. Filmler şöyle: Babam ve Oğlum, Beş Vakit, Takva, Kader, Yumurta, İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek, Gitmek ve Üç Maymun. Ayrıca Tatil Kitabı adlı yepyeni Türk filmi de yarışmalı bölümde ödül için yarışacak. Birçok Türk sanatçının katılacağı şenlikte, ayrıca antik tiyatroda yapılacak özel bir Türk gecesi var. Bu şenliği SABAH adına ben de izleyeceğim.


Sinefiller için...
Hazırlayan: Kaya GENÇ

* İkinci Nefes'in yönetmeni Alain Corneau Türkiye'de Dünyanın Bütün Sabahları ve Yeni Dünya filmleriyle tanınıyor. 90'lı yılların sonunda Orhan Pamuk kendisine verilen devlet sanatçılığı unvanını reddedince sanatçı ve devlet ilişkisi üzerine bir tartışma başlamış, Atilla Dorsay da iki kızı ve karısıyla birlikte her şeyden uzakta kendini sanata adayan ve kralın saraya gelmesi için yaptığı davetlere cevap dahi vermeyen bir müzisyeni anlatan Dünyanın Bütün Sabahları'nı örnek gösterip, "Gerçek sanatçı odur," demişti.

* The Incredible Hulk orijinal ismiyle gösterime girdi, oysa İnanılmaz Hulk, Akıl Almaz Hulk, Harika Hulk veya Olağanüstü Hulk gibi isimler pekala kullanılabilirdi.

* Filmin çekimleri çevreci tekniklerle gerçekleştirildi. Karbon salınımını azaltmak için Edward Norton sette hibrid bir araç kullandı, filmin prodüktörü Gale Anne Hurd de The Incredible Hulk'ın diğer yapımlara örnek olmasını umduğunu söylemiş.

* Bu yıl gösterime giren Iron Man'de Robert Downey Jr., Tony Stark rolüyle karşımıza çıkmıştı. Bu filmde de kendisi aynı rolü canlandırıyor.

* Sega tarafından hazırlanan The Incredible Hulk video oyunu hakkında bilgi almak isteyenleri www.incrediblehulkthegame.com sitesine yönlendiriyoruz.

* The Incredible Hulk'ın oyuncularından Liv Tyler'ın eskiden vejetaryan olduğunu ama daha sonra et tutkusuna yenik düştüğünü... Sırf doğduğu haftaki TV Guide dergisinin kapağında entelektüel Avrupa filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu ve yönetmen Liv Ullmann olduğu için annesinin ona Liv adını koyduğunu... Ve hayatı boyunca bir kez bile oyunculuk dersi almadığını biliyor muydunuz?

* Sınır(da) hakkında Variety yazarı John Anderson'ın yorumu: "Bir film aynı anda kulaklarından adrenalin fışkırtacak denli güçlü, insanın kanını donduracak denli korkunç ve aşırı sıkıcı olabilir mi? Fransızların Hostel ve Saw filmine cevabı olan Sınır(da)'yı izlerken insan 100 dakika boyunca kan kaybediyor gibi oluyor, üstelik işkence pornosu olarak adlandırılabilecek türün ameliyat masasına daha çok vahşet, kötülük ve acıdan başka bir şey de koymuyor film. Fransızların rock'n roll müziğe cevabı gibi bir şey bu..."

HAFTANIN DİĞER FİLMİ
* Mistik Olay'ın yönetmeni M. Night Shyamalan hakkında mistik gerçekler: Kendisinin gerçek ismi Manoj Nelliyattu Shyamalan, 1970 doğumlu, 1993'de evlendiği Bhavna Vaswani'den iki çocuğu var. Tıpkı Alfred Hitchcock gibi o da filmlerinde şöyle bir görünüp kaybolmayı sever. İsmi "Şah-ma-lon" şeklinde okunmalıdır. "Night" ismini ise kendine lisede takmıştır.

* İşaretler filmi için Disney kendisine 5 milyon dolar ödeyince (filmi çekmesi için değil, yazması için), Shyamalan bir anda Hollywood'un en pahalı senaristi haline geldi. Olay gerçekleştiğinde 32 yaşındaydı.

* Peki acaba Altıncı His filminin yönetmeninin sinema tarihinde en çok sevdiği üç film hangisi? Bir Harrison Ford, bir Bruce Willis macerası ve bir de korku filmi... Kayıp Hazine Avcıları, Şeytan ve Zor Ölüm.

* Dijital kameralarıyla filmler çeken amatör yönetmen okurlarımızın durumunu bilememekle birlikte, Shyamalan'ın 17 yaşına bastığı gün arkasında özenle çekilmiş 45 amatör filmi olduğunu güvenilir kaynaklar doğruluyor.

* Mistik tesadüf: Altıncı His filminin çekimleri 1998 yılının 6 Ağustos günü başlamıştı. Mistik Olay'ın çekimleri ise 6 Ağustos 2007'de başladı.

Haftanın yıldız tablosu
CHIKO * * *
SEX AND THE CITY * * *
INDIANA JONES VE KRİSTAL KAFATASI KRALLIĞI * * *
21 * *
YETİMHANE * *
EN SÜPER KAHRAMAN *
 

User21