|
| Sinemada 70'lerin muhasebesi sürüyor. Julie Gavras'ın 'Fidel'in Yüzünden'inin izleri henüz silinmişken bu kez perdede küçük bir çocuğun gözünden Brezilya'yı, siyaseti ve en önemlisi futbol tutkusunu izliyoruz. Cao Hamburger'in imzasını taşıyan bu yapımın ismi 'Annemler Tatilde' (O Ano em Que Meus Pais Sairam de Ferias). Yedinci sanatta 100 yılı aşkın geçmiş, ister istemez her yeni yapımı çağrışımlarıyla birlikte önümüze getiriyor. Dolayısıyla 'Annemler Tatilde'nin akrabalıkları 'çocuk ve politika' başlığı itibarıyla 'Fidel'in Yüzünden'i andırsa da, ana teması açısından Emir Kusturica'nın 'Babam İş Gezisinde'yi de çağrıştırıyor. Gelelim öyküye: 70'ler Brezilyası... Futbolu babası sayesinde çok seven ve 'Pele'yle Tostao aynı anda oynar mı?' tartışmalarına (bizler için ne kadar da tanıdık bir mesele) çoktan vâkıf olan 12 yaşındaki Mauro'yu, ailesi Sao Paolo'daki dedesinin yanına götürmeye karar verir. Gerekçe olarak da kendilerinin tatile çıkacaklarını söylerler. Aslında bu gerekçenin altında komünist olan baba Daniel'in, 1964'te başlayan ve çeşitli generallerle 1985'e kadar süren cunta rejiminden kaçma uğraşı vardır. Küçük oğullarına 'tatil' yalanını uyduran Daniel ve eşi Bia, mavi renkli Vosvos'larıyla birlikte oğullarını dedesinin yaşadığı apartmanın önüne bırakırken dönüş tarihini de söyler: Brezilya'nın, Meksika'da düzenlenen 70 Dünya Kupası'daki ilk maçının günü olan 3 Haziran... Lakin işler beklendiği gibi gitmez; çünkü dede bir gün önce vefat etmiştir. Bu bilgiden habersiz kapıya bırakılan Mauro için hayat artık çok zordur. Küçük çocuğa dedesinin kapı komşusu olan Shlomo bakmak zorunda kalır. İnançlı bir Yahudi olan Shlomo'nun, inatçı ve saygısız olarak gördüğü Mauro'yla aralarında problemler yaşanır. Üstüne üstlük babası Yahudi olmasına karşın miniğin sünnetsiz olduğunu da keşfedince, soluğu hahamın ve yahudi cemaatinin yanında alır. Haham, 'zekice' bir buluşla sorunu çözer. Nasıl ki Musa, Nil'e bırakılıp sonrasında firavunun sarayında bulunup yetiştirildiyse, Mauro da Shlomo'nun kapısına yetiştirilmek üzere Tanrı tarafından bırakılmıştır. Sonrasında, cemaatin 'Moishele' (Yiddish dilinde 'Küçük Musa' demekmiş) adını taktığı miniğin Yahudilerin yanı sıra İtalyan göçmenlerinin de bulunduğu Bom Retiro'daki günlerine tanıklık ederiz. Mahallenin asi kızı Hanna'nın kol kanat gerdiği Mauro, üstüne üstlük ergenliğe yeni adım atan mahallenin miniklerinin gözdesi garson Irene tarafından da sevilince bir anda popüler olur. Ama yine de o, bu mutluluk tablosu içinde babasının mavi Vosvos'uyla çıkıp gelmesini beklemektedir. Solcuların futbol aşkı 'Annemler Tatilde', bana kalırsa çok özel bir film. Bunun nedeni de hem belli bir kuşağın hislerine tercüman olması, hem de futbol aşkını derinden ve doğru bir şekilde seyircisiyle paylaşması. Hangi solcu futbolsever Sovyetler Birliği'ni her turnuvada şöyle bir kollamamıştır ki? (Bağışlasınlar ama, Maocu ve Arnavutçu akılları ayrı tutuyorum.) Ya da Çekoslovakya'yı, 1974'te Batı Almanya'yı evinde yenen Doğu Almanya'yı?.. Hamburger'in filminde, mesela bu tavrın altı çok güzel çizilmiş. Mauro'yla, "Babanın arkadaşıyız" diye samimileşen ve zaman zaman yanında dolaştıran militan öğrenci Italo, Brezilya'nın turnuvada Çekoslovakya'yla oynayacağı ilk maç öncesi, Çekler'in galibiyetinin sosyalizm adına önemli bir adım olacağını söylüyor. Lakin Petras'ın golüyle 1-0 öne geçen Çeklere olan sempatisi, Rivelino, Pele ve Jairzinho'nun golleriyle bitiyor, çünkü Brezilyalılığını hatırlıyor (meraklısına: maçı Zagallo'nun öğrencileri 4-1 kazanmıştı). Türkiye, dünya kupası ruhunu televizyon sayesinde tanımıştı ve bu serüven, Almanya 74'le başlamıştı. Dolayısıyla işin Meksika 70 kısmı, popüler kültürümüz içinde yer almıyor. Lakin Meksika 86'dan da biliyoruz ki, maçlar Avrupa'dan izlenebilsin diye gündüz saatlerinde oynanıyordu. Bu 'teknik gerçek', filme, tıpkı bizim 2002'de bütün ülke olarak gündüz saatlerinde televizyon karşısında kurulup Türkiye'nin adım adım 'Dünya üçüncülüğü'ne odaklanmamız türünden bir tat katmış. 'Annemler Tatilde'nin bütün ana ve ara karakterleri, Mauro, Hanna, Yahudi cemaati, mahallenin kafesi, solcu öğrenciler; hepsi ama hepsi maç saatinde ekran başında Pele, Tostao, Carlos Alberto, Jairzinho ve Rivelino gibi isimlerden kurulu Brezilya'nın adım adım kupaya uzanışını izliyorlar. Ama film futbol aşkını sadece Brezilya'dan almıyor, Panini albümlerinde Everaldo'yu arayan Mauro'ya Hanna'nın yardım elini uzatışı, İtalyanlarla Yahudilerin arasındaki mahalle maçında 'ırkçı' tavır, kalecinin yalnızlığına ilişkin felsefi yaklaşımlar; bütün bu detaylar Hamburger'in yapıtını benim açımdan özel kılıyor. Öte yandan minik Mauro'nun, aile özlemiyle birlikte futbolu bir kenara bırakışı ve naklen yayın sırasında bile, gözünü pencereye dikerken yaşadığı ve ortama yaydığı hüzün de, filmin erdemleri arasında sayılabilir. Yarı otobiyografik bir hikâye 1962 doğumlu yönetmen Hamburger'in, tam olarak bire bir olmasa da otobiyografik özellikler de taşıyan öyküsünden yönetmen dahil dört kişinin elinden çıkan senaryo, zarif ve keskin detaylarıyla, meseleyi inandırıcı kılıyor. Keza Mauro rolünde Michel Joelsas, Shlomo'da, hafiften bizim rahmetli Naki Turan Tekinsav'ı hatırlatan Germano Haiut, zıpır Hanna'da Daniela Piehszyk, eylemci öğrenci Italo'da Caio Blat, güzel Irene'de de Liliana Castro, filmin yükünü taşıyıp duygusallığını son derece saf bir şekilde seyirciye geçirmeye başaran isimler. Sonuç olarak festival haftasında geçmişin festival filmlerinin ruhunu salona taşıyan bu hafif 'yeni gerçekçi' çalışmayı kaçırmayın derim... |
User21
- Beraber barıştık biz bu New York’ta...
- Hellboy’lum, 'Altın' yazmalım
- 'Mortal Kombat' meraklıları için yeni bir eğlencelik
- Mutant Günlükleri / The Mutant Chronicles
- Şehre dört seksi kadın geldi
- Bütün bu iyi gelişmeler, kıyametin habercisi olmalı...
- Vali
- Madagaskar 2
- Testere 5 / Saw V
- Eleştiriyi değil tebriği hak ediyor
|
Ve Yusuf ve annesi ve güğümler... |
| Uğur Vardan - Radikal | |
|
Dâhiyane bir film üzerine eskiz |
| Atilla Dorsay - Sabah | |
|
Haddi aşan bir sözcük için, 'muhafazakâr sinemacılar'dan özürümdür… |
| Ali Murat Güven - Yeni Şafak | |
|
Süt'’ü kana kana izleyin |
| Serdar Akbıyık - Star | |
|
Çağımızın bir kahramanı |
| Cüneyt Cebenoyan - Birgün | |




