Salı, 06 Ocak 2009
 
Bağımsız yönetmen gözüyle çizgi-roman hikâyesi PDF Yazdır ePosta
Batman dönüyor. İki Tim Burton, iki de Joel Schumacher filminden ve özellikle son ikisinin yarattığı derin düşkırıklığı, hatta fiyasko havasından sonra, bu ünlü çizgi-roman kahramanı bir süre köşesine çekilmiş, sekiz yıllık bu zorunlu istirahat, ancak 2005'de Christopher Nolan'ın hikayenin en başlarına inen Batman Dörüyor filmiyle bozulmuştu. Kendi adıma o filmi de çok başarılı bulmamıştım. Elbette Schumacher facialarından sonra, görece olarak yine de iyiydi. Ama Nolan zaten benim yönetmenim değil. Following ve Memento da genç kuşak yazarlarının tersine, beni çok heyecanlandırmamıştı. Bu film bence kuşkularımı hem boşa çıkarıyor, hem de bir yerde doğruluyor. O başlangıç yıllarından kısa bir süre sonrasına gidiyor hikâye... Zengin çocuğu Bruce Wayne, dev bir şirketin başındayken, zamanı gelince yine kılık değiştirip Yarasa Adam olarak Gotham kentini (bunu yine New York diye okuyabilirsiniz: 30 milyonluk bir suç ve günah başkenti başka neresi olabilir?), organize suçun korkunç baskısından kurtarmaya, işin içine günün modası olarak Çin mafyasının ve Hong Kong çetelerinin de karıştığı bir büyük organizasyonu çökertmeye çalışıyor. Yanı başındaki olumlu kahramanlar, geçen filmden 'müdevver' komiser Jim Gordon ve yeni konuk, bölge savcısı Harvey Dent olduğu halde... Karşı yanda ise sayısız kötü insan vardır, ama başı elbette kimselere benzemeyen, her şeyiyle kötülük timsali, punk ve grunge karışımı bir estetiği simgeleyen Joker çekmektedir. Film, hemen söyleyelim, fazla uzun, fazla karışık, fazla iddialı ve fazla entelektüel. Elbette benim gibi entelektüel kelimesine asla küçümseyerek bakmamış, onu 'entel' kısaltmasıyla alaya almamış bir eleştirmenin bu yargısı şaşırtabilir. Ancak bence adına çizgi-roman uyarlaması denen türün belli bir naifliği ve sadeliği koruması gerekir. Bu yüzden geçmişte Richard Donner, Richard Lester, Tim Burton, Warren Beatty gibi yönetmenlerin imzasını taşıyan sayısız çizgi-roman uyarlamasına büyük sempatiyle yaklaştım, bunları iki farklı alanın cüretkâr ve cesur öncüleri olarak gördüm. Bu yeni uyarlama ise, Nolan'ın anılan filmlerde izlenen tüm entelektüel tavrını taşıyor. Karakter yaratma iyi bir çaba, ama bir film boyunca, bunca kişiliği karakter düzeyine çıkarma çabası seyirciyi öyle yoruyor ki... Aynı biçimde, kimi felsefi temalar ve diyaloglar, acaba ben yanlış filmde miyim duygusu uyandırıyor. Ve doğrusu daha iddiasız çizgi-roman uyarlamaları özlemle akla geliyor: Superman'den Dick Tracy'ye dek... Ama haksızlık etmeyelim. Ve de bu kişiliğin veya Nolan'ın hayranlarıyla filmin arasına çok girmeyelim. Yönetmenin bu tür filmlerde de açık bir sinema duygusuna eriştiği kesin. Birçok sahne son derece çekici ve film tümüyle yüksek bir görsel düzey içeriyor. Batman'le ilgili ve klişe haline gelmiş birçok şey -başta kılık değiştirme sahneleri!- ustalıkla önlenmiş. Ama burda da sorun, belki aksiyon sahnelerinde. Nolan bunları -hem de sayısız başarılı özel efektle donanmış olarak- filminin yüreğine yerleştiriyor, ama sanki yeterince sevmiyor, benimsemiyor. Bu nedenle, bu sahnelerden sanki umduğumuz keyfi alamıyoruz: Her şey aceleye gelmiş gibi duruyor. Oyunculara gelirsek, Christian Bale bence çok iyi bir oyuncu ve Wayne- Batman'in karmaşık ruhsal yapısını George Clooney veya Val Kilmer'den çok daha iyi veriyor. Gary Oldman, Michael Caine, Morgan Freeman veya Aaron Eckhart'ı izlemek büyük keyif. Zaten nerdeyse sahne başına bir yıldız düşen filmin kayıp oyuncuları da yok değil (Eric Roberts veya Cillian Murphy'yi tanıyan beri gelsin!), ama Rachel rolünde izlediğimiz Maggie Gyllenhaal sanki Nolan'ın bağımsız yönetmen etiketinin hatırına filme dahil edilmiş. İyi oyuncu elbette, ama filmdeki aşk üçgeninin kadın odağı olarak doyurucu değil. Joker'deki Heath Ledger ise imkânsız gözüken bir işi başarıyor: İlk filmdeki Jack Nicholson'ı bile unutturuyor. Ve sanatçının ölümünün ne kadar erken olduğunu bir kez daha düşündürüyor. İşte böyle. Bu yazın bu iddialı filmi konusunda son yargı elbette sizlerin, yani seyircinin...

KARA ŞÖVALYE * * *
(The Dark Knight)/ Yönetmen: Christopher Nolan Senaryo: C. Nolan, Jonathan Nolan/ Görüntü: Wally Pfister Müzik: James Newton Howard, Hans Zimmer/ Oyuncular: Christian Bale, Heath Ledger, Aaron Eckhart, Gary Oldman, Michael Caine, Morgan Freeman, Maggie Gyllenhaal, Eric Roberts, Cillian Murphy. Warner Bros filmi.

*******************************************

Tüm uyumsuz gençlerin simgesi mi?

Şu günlerde yapısını oluşturan iki halk ve iki kültürün, Flaman ve Valon kültürlerinin bitmeyen çatışması nedeniyle ciddi bir bunalım, hatta bir bölünme tehlikesi yaşayan bir toplumun, Belçika'nın Flaman kesiminden gelen ve belki sinemada izleyegeldiğimiz ilk Flamanca film olma özelliğini taşıyan Ben X, özetle çok çarpıcı biçimde başlayan ve yine öyle biten bir film. Ama arada bir hayli aksadığı ve çizgisinden taştığı, hatta tahammül sınırlarımı zorladığı da söylenebilir. Film kabaca otistik bir genç adam üzerine. Yani, çok zeki olduğu halde çevresiyle büyük uyum sorunları yaşayan ve toplumda yerlerini bulamayan o çok özel kişilerden biri. Ki sinemadaki en iyi yansımasını, Barry Levinson imzalı ünlü Yağmur Adam'da bulmuştu. Bu çağda elbette Hollywood'un duygu sömürüsüne yaslanan yaklaşımı beklenemez. Böylece Ben X son derece modern ve cilalı biçimde başlıyor. Ailesinin büyük oğlu Ben, hiçbir biçimde iç dünyasını dışarı taşıyamıyor. İlişki kurabildiği tek şey, bilgisayar oyunları ve özellikle kahramanlıkla karışık romantik bir öykü anlatan "ArchLord". Film, bilgisayar oyunları, internetin kendine özgü dili ve zamanımızın hızlı kurgulu sineması arasında örnek bir görsel senteze ulaşıyor. Ara yerde Ben üzerine konuşan ve bize hikayenin sonu, demek ki filmin finali üzerine (aslında onu hiç açıklamadan) bilgi kırıntıları verip duran genç çocuğun yakınları ve okul sorumluları ise, filme bir tür "cinema-verite/ sinema-gerçek" tadı katıyor. Ne var ki bu ilginçlik aynı düzeyde süremiyor. Çünkü genç yönetmen, filminin modern cilası ardında onulmaz bir melodram çizgisine sapıyor. Yani kişiliklerini ve hikâyenin kıvrımlarını öylesine abartıyor ki, sormayın gitsin! Böylece okuldaki arkadaşlar değme kriminal filmin bile yaratamayacağı kadar acımasız ve sadist kişiler olarak gösteriliyor, içlerinden bir teki bile Ben'in yanında yer almıyor. Oysa hep düşünmüş ve yazmışımdır ki, koskoca bir grup (hatta tek bir karakter bile) tümüyle kötü olamaz, arada hep iyilik ve iyiler vardır ve eğer kötünün yanıbaşında iyilik de yoksa, inandırıcı olamaz diye... Film biraz naif, ama yine de sürpriz finaliyle toparlanıyor. Ve kendisini bir ölçüde kurtarıyor. Özellikle genç adamın otistik denen kimliğinin hastalık sınırlarını aşarak, sadece uyumsuzluk çeken ve anlaşılmayan tüm genç insanlara doğru yönelişi başarılı. Bu açıdan, özellikle benzer sorunları yaşayan gençler sevebilir. Ama ortak sinemasal belleğimizde, Yağmur Adam yine de gözde "otistik kahramanımız" olarak kalacak sanıyorum!

BEN X * * *
Yönetim ve senaryo: Nic Balthazar Görüntü: Lou Berghmans Müzik: Praga Khan/ Oyuncular: Greg Timmermans, Laura Verlinden, Marijke Pinoy, Pol Goossen, Titus de Voogdt. Belçika filmi.

**********************************

İstinye-Park İMAX'a eleştiri

Kara Şövalye'yi çok sevdiğim İstinye-Park'ın yine çok iyi bulduğum sinemalarında seyrettik. Ancak basın gösterimi, filmin özel kopyasından IMAX salonunda yapıldı (salon 8). Ve güzelim filmi son derece karanlık biçimde izledik. Bir ara perdenin ışığı açıldı, ama aradan bir buçuk saat geçtikten sonra! Bu durum iki makineden birinin lambalarından mı kaynaklanıyordu, yoksa ilk kez bu teknikle çekilmiş 35 mm.'lik bir film olmanın özel koşullarından mı? Bilmiyorum, öğrenemedim. Ama filmin o haliyle seyredilmemesi gerektiğini biliyorum. Bu nedenle, sinemadan bu konuda bir bilgi ve garanti gelmeden/almadan, filmi normal salonlarda izleyin derim. Bu konularda benim gibi çok hassas iseniz, sinirlenirsiniz, yazık olur.

**********************************

Haftanın yıldız tablosu

KUNG FU PANDA * * *
WANTED * * *
GELİN BENİM OLACAK * * *
NARNİA GÜNLÜKLERİ:PRENS KASPİYAN * *
HANCOCK * *


 

User21

 
 

Giriş Formu

Kullanıcı Adı Parola
Parolanızı mı unuttunuz? Kullanıcı adınızı mı unuttunuz? Kayıt ol