Pazartesi, 08 Eylül 2008
 
Kazak yönetmen İskoç çizgi-romanına bakıyor PDF Yazdır ePosta

Kazak yönetmen İskoç çizgi-romanına bakıyor

Sinema aldı başını bir yerlere gidiyor. Bu gidişte baskın olan ögelerden birkaçı bu filmde de belirgin: Yine bir çizgi-roman (hem de en fantastik türünden) uyarlaması, durdurak bilmeyen bir tempo, baş döndüren bir aksiyon duygusu, sayısız özel efekt. Ve de kabaca sinemanın akıl yaşı denebilecek kavramı gitgide küçülten ve aşağılara çeken bir 21. yüzyıl modası. Peki, tüm bunları sadece olumsuz şeyler olarak görmek, bu tür filmleri çocukça bulup ayağımızın altına alıp çiğnemek geçerli yol mu? Elbette değil.

Çünkü bu tür filmlerde de sinemanın kendine özgü dilini kullanan, anlatım olanaklarını zenginleştiren, sanatın ham maddelerinden biri olan hayal gücüne yepyeni yollar ve ufuklar açan şeyler olabilir. Bu tür filmlerin de iyisi ya da kötüsü olabilir. Bu filmin iyilerinden biri olduğuna inanıyorum. Ülkemizde de yarım yamalak izlediğimiz Gece Nöbeti ve Gündüz Nöbeti filmlerinin yaratıcısı, Kazak kökenli Rus sanatçı Timur Bekmambetov'un filmleriyle (ne tuhaf bir rastlantı!) ilk kez, geçen yaz gittiğim Avustralya'nın Sidney festivalinde karşılaşmış ve hayran olmuştum. Evet, klasik Rus sinema geleneklerinden çok Amerikan tarzı, hatta Tarantino/Rodriguez takipçisi sayılabilecek, Matrix veya Dövüş Kulübü gibi son dönem kült filmleri etkileri taşıyan bir sinemacıydı bu. Ama aynı zamanda özgün, yaratıcı ve kişiseldi, aynı zamanda da tipik Rus'tu! Bu başarı üzerine Hollywood'a çağrılan sanatçıya, bir İskoç yazarçizerinin, Mark Millar'ın 1990'ların ortalarından başlayarak büyük ilgi gören dünyası emanet edilmiş. Çok özetle, bin yıl önce kurulmuş bir Kardeşler Tarikatı ve onun dünyayı, yok edilmesi gereken kişileri öldürerek kurtarma çabası söz konusu. Emirleri kimin verdiği, asıl gücün nerde toplandığı konuları pek belli olmayan, Da Vinci Şifresi'ndeki örgütü hatırlatan bir katiller topluluğu bu... Son derece sıradan hayatından ve alabildiğine ezilip durduğu büro yaşamından çekilip zorla bu dünyanın içine atılan genç Wes, ölümcül bir eğitimden sonra, genetik olarak sahip olduğu anlaşılan fiziksel ve ruhsal güçleriyle azılı bir katilin peşine salınıyor. Ama sürprizler birbirini izlemekte gecikmiyor. Film, tüm modern görünümü altında bir kez daha en eski mitlere ve söylencelere uzanıyor, insanoğlunun çağlar boyu etkilendiği durumları, ilişkileri konu ediniyor. Yani, kendini ispat edip ilkgençlikten olgunluğa erişme, büyüme özlemi; baba-oğul ilişkileri ve oğlun babasına hem ulaşma, hem de onu çiğneyip geçme dürtüleri; iyiyle kötünün bitmeyen savaşı. Ve de tüm çağdaş görüntüsü ardında, tarihin içinden süzülüp gelmiş karanlık, gizemli, ürkünç güçlerin yönettiği bir dünya ve orada oynanan bir ölüm-kalım dansı. James McAvoy'un göz doldurduğu, Angelina Jolie'nin tıpkı Beowulf'taki gibi adeta bir maskeye dönüştüğü film, plastik değeri ve görsel zenginliğiyle baş döndürüyor. Aksiyon sahneleri tek sözcükle görkemli. Erotizm ise hiç yok: Hem de Jolie'nin varlığına rağmen! Belki de büyümenin ayrılmaz parçası olan cinselliği ve Wes'in o konudaki eğitimini, bir seriye dönüşmesi son derece muhtemel olan filmin ikinci bölümünde buluruz, kim bilir!

WANTED * * *
Yönetmen: Timur Bekmambetov Senaryo: Michael Brandt, Derek Haas, Chris Morgan Görüntü: Mitchell Amundsen Müzik: Danny Elfman Oyuncular: James McAvoy, Morgan Freeman, Angelina Jolie, Terence Stamp, Thomas Kretschmann, Common, Kristen Hager UİP (Universal) filmi.

***************************************

Müzikallerin en dişi dansözüydü

Cyd Charisse'in ölümü özellikle klasik müzikal tutkunları için bir matem vesilesi sayılmalı. Gerçi 1922 doğumlu olduğuna göre 86 yaşındaydı ve zaten çok uzun zamandır görülmez olmuştu. Ama sinema, yıldızları zaman içinde tüm güzellikleriyle dondurup saklayan dev bir soğutucu değil midir? Asıl adıyla Tula Ellice Finklea, Teksas doğumluydu. Klasik dans eğitimi almış, Monte Carlo balesinde dans etmiş, Maria İstomina adlı Rus çağrışımlı takma adıyla dönemin en ünlü koreografları için sahneye çıkmıştı. 1943'te sinemaya geçtiğinde, kocasının soyadıyla Cyd Charisse olarak tanındı. MGM şirketinde, irili ufaklı, dans ettiği veya etmediği rollerden sonra, 1952'de müzikallerin şahı Yağmur Altında'da Gene Kelly'yle birlikte, filmin finalindeki ünlü rüya sahnesinde dans ettiğinde, bir yıldız doğmuştu. Perdenin gördüğü belki en uzun bacakları, esmer, eşsiz güzellikte bir yüzü, her şeyinde zarafetle karışık bir dişilik vardı. Bu onu Larousse Cinema'nın kesin deyişiyle 'müzikal film tarihinin en ünlü dansçısı' yapacaktı: Hem de Eleanor Powell, Ginger Rogers, Leslie Caron, Vera-Ellen gibi büyük rakibelere rağmen... Cyd Charisse, sinemanın Gene Kelly'si idi. Nasıl Kelly, Fred Astaire'in zarafetine ve tekniğine karşı cinsiyeti ve cinselliği daha belirgin, ayakları yere basan bir erkek tipiyse, Charisse de kadın olarak öyleydi. Bu yüzden müzikalseverler onu idol bellediler. Sombrero'dan The Band Wagon'a (Asri Aşıklar), Brigadoon'dan (Eğlenceler Beldesi) It's Always Fair Weather'a (Can Yoldaşları), Dansa Davet'ten İpek Çoraplar'a, perdeye unutulmaz estetik zirveler armağan etti. Astaire'le de dans etti, ama ideal partöneri kuşkusuz ki Gene Kelly kaldı. Oyun gücü de vardı ve bu sayede Nicholas Ray'in Party Girl'den (Gangsterin Sevgilisi) Minnelli'nin Roma'da İki Hafta'sına ciddi roller de aldı. Charisse elbette filmler varoldukça yaşayacak ve bize gerçek güzelliğin ne olduğunu hatırlatacak.

*************************************

Yolun açık olsun, Alin...

Alin Taşçıyan Milliyet'ten ayrıldı. Elbette okunan, sanata yer veren, saygın bir gazeteden ayrılmak onun için bir kayıptır. Ama asıl kaybedenin Milliyet olduğundan hiç kuşkum yok. Alin'le her konuda aynı düşünmezdik kuşkusuz. Kendi adıma onun Amerikan sinemasına bakışını biraz sekter bulur, feminizmini ise çokça öne çıkardığını düşünürdüm. Ama onu okumak, filmleri ondan okumak her zaman için çok zevkliydi. Çok sağlam bir kültürü, olaylara özgün bir bakışı ve kıvrak bir kalemi vardı. Gazetesi onun yerini kolay dolduramayacak. Ama merak etmeyin: Alin elbette yazacak. Basının şu halinde hiç ona yer olmaz mı? Şimdilik haber kanalı 24'teki Sinema programını sürdürüyor, ama yakında yeni gazetesinde yazmaya başlayacak: Hem de yalnızca sinema değil. Ona basın hayatının bu yeni döneminde yine büyük başarılar diliyor ve bir an önce okumayı bekliyorum.

*************************************

Fox filmleri artık Tiglon'da

Daha geçen hafta Özen Film'in basınla ilişkilerinden yakınıyor ve en önemli filmleri için bile basın gösterimi yapmadıklarını belirtiyordum. Ne kadar haklı olduğum ortaya çıktı. Çünkü Özen Film, 30 yıldır filmlerini oynattığı ünlü 20. Century Fox şirketiyle yollarını ayırdı. Bunun daha çok Fox'un kararı olduğu belirtiliyor. Demek ki ortada gerçekten de süregelen aksaklıklar vardı. Fox filmleri, ağustos ayından başlayarak Tiglon şirketi tarafından Türkiye'ye ithal edilecek. Açıklanan listede birçok önemli ve ilginç film adı var. Tiglon'un bu konuda titiz davranacağına ve basınla iyi ilişkiler kuracağına güveniyorum.

*************************************

Sinefiller için...
Hazırlayan: Kaya GENÇ

* Wanted filminin çekimleri geçen yıl 30 Nisan ile 20 Temmuz arasında gerçekleştirildi. Filmin bütçesi 65 milyon dolar civarında. Wanted, Kazak yönetmen Timur Bekmambetov'un Hollywood'da çektiği ilk film. 47 yaşındaki yönetmen Gece Nöbeti ve Gündüz Nöbeti filmleriyle tanınıyor. Gazeteci bir anne ve enerji sektöründe çalışan bir babanın çocuğu olan Bekmambetov, Ural nehri kıyısındaki Guryev şehrinde yetişti. 17 yaşında Moskova'ya taşındı, burada Moskova Enerji Enstitüsü'ne kaydoldu. Ancak sanat daha çok ilgisini çekiyordu. Dört sene sonra resim eğitimi almaya başladı, 1987'de Taşkent Üniversitesi'nde tiyatro ve sinema bölümünden mezun oldu.

* Peki Bekmambetov'un sanat hakkındaki görüşleri ne? Kendisi bu konuda şunları söylüyor: "Film çekmeyi bir askeri operasyon olarak gördüm... En başından bu yana Rusya'da büyük, hırslı, cesur filmler çekilmesi gerektiğini düşündük. Bizden evvel yalnızca Avrupa festivallerinde gösterilen o güzel, dev sanat filmleri vardı... Bir de çok berbat, ucuz, yaratıcılıktan yoksun ticari filmler." Kendisinin ne tür bir film yaptığını ise bu hafta hep birlikte göreceğiz.

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİNDEN...
* Timsah: Nehrin Dişleri'nde karşımıza bolca çıkan bir hayvan türü olan timsahlar hakkında ne biliyoruz? Filmde, Avustralya'da gazeteciler, insan yiyen bir timsahla karşılaşıyor ve ne yapacaklarını da epey şaşırıyor. Oysa şaşıracak ne var? 84 milyon yıllık bir geçmişi olan timsahlar yarı dik bir pozisyonda yürüyor. Timsahların yürüyüşü iki şekilde gerçekleşiyor; karınlarının üzerinde, sürünerek veya bacaklarını daha çok kullanıp hafif dikilerek. Saatte 16 kilometreye ulaşan hızlarıyla timsahlar ormanların en süratli değilse dahi gayretli hayvanlarından.

* Timsahların hayatları boyunca çeşitli defalar dişleri dökülüyor ve yeniden çıkıyor. Büyüme çağındaki timsahların her ay bir süt dişi dökülüyor, normal dişle yer değiştiriyor. Ortalama bir timsahın hayatı boyunca 3 bin farklı dişe sahip olabildiği de söyleniyor.

* Peki gazeteci, turist ve maceracılar dışında timsahlar ne yiyor? Özellikle buldukları taşları mideye indirmekten çok hoşlanan timsahların iki farklı midesi var; bu hayvanların kalpleri de dört bölümlü. Beyne gelince... Nispeten ufak olmakla birlikte timsahların beyni benzer hayvanlarınkine fark atacak denli gelişmiş durumda. Son olarak bu kendine has yaratıkların kulak deliklerinin gözlerinin arkasında yer aldığını, suya daldıklarında gözleriyle birlikte kulaklarını da kapama yeteneğine sahip olan timsahların östaki boruları da olduğunu unutmayalım.

* Senden Başka'nın başrol oyuncusu Marie Gillain, kızına Dune ismini koymuş. Lancome firması için modellik yapan Gillain 1990 yılında bizde Sevgili adıyla oynayan psikolojik-politikerotik- dram filmi L'Amant'ın oyuncu seçmelerine katılmış. Lakin rolü Jane March'a kaptırmış. Sevgili'nin unutulmaz yıldızı March, üç ay önce 35 yaşına bastı.
Haberin fotoğrafları

*******************************************

Haftanın yıldız tablosu

GELİN BENİM OLACAK * * *
MİSTİK OLAY * * *
İKİNCİ NEFES * * *
SEX AND THE CİTY * * *
UTANÇ * *
THE İNCREDİBLE HULK * *
SINIR(DA) * *

 

User21

 
 

Giriş Formu

Kullanıcı Adı Parola
Parolanızı mı unuttunuz? Kullanıcı adınızı mı unuttunuz? Kayıt ol